Dersim Bayragi..
Sey Riza

Dersim jenosidini
Anma Gunu
Her Yil

12 Temmuz

baner

Dersim jenosidinde türkler ellerinde ki bütün imkanlari seferber ettiklerini bilmekteyiz. Türk yöneticilerin “emriyle” Dersim’e “tetkikler” yapmak icin yollanan 24 ogretmen büyük ihtimal ile bütün Dersim de Jenosid sonrasi icin yapacaklari asimilasyon icin ön arastirma yaptilar. Elimizde eski ismiyle “Kizil Kilise” olan Nazimiye Tetkik Seyahati Notlari bulunmaktadir.

Asagida bu notlari bulmaktasiniz, türklerin Dersimlilere bakisi , Dersim dinine Bakislari ve gelecek icin neler yapmak istediklari acisindan onemli bir rapordur. Bu tabi ki, Jenosid den sonraki türklestirme ve kendi özüne düsmanligi gelistirmelerinin de ip uclari, bu raporda vardir.

Türk Okul sisteminin en azindan 1938 jenosidi kadar Dersimi yok etmek icin gelistirildigini bilmekteyiz, Dersim ’38 fiziki oldurmekti, ama turk okul sistemi Dersimin “RUHUNA” kast eden bir sistem ve Dersimlinin kalbine saplanan kahpe turk hanceriydi…
www.dersim.biz
 

 

Nazimiye Tetkikleri

Nazimiye Tetkik Seyahati Notleri
Kaynak: Altan 39/42
1938 Istanbul
Sayfa:46-59

Hayrettin Ozdal
Necip Erdem

Nazimiye Tetkik Seyahati Notleri


Dördüncü Umumi Müfettiş sayın Genral
Alpdoğanın emirile 937 yılı yazında 24 muallim
îTi.üfettişîık mıntakası dahilinde tetkik ve irşat
seyahatine çıkmışlardı. Bir ay devam eden bu
seyahat çok faydalı olmuştur.

1 Nazimiye kazasını gezen arkadjbşîarm ra -
porlanndan bir kısmım aşağıya yazıyoruz. Bu,
memleketi iyi tetkik edeceklere bir yardımdır.

I — HAKÎS KAMUNU

I — Dereova köyü:

1 — Köy, doğu - batı istikametinde uzayan
Rejik ormanının eteklerinde ve toplu bir halde
kurulmuştur. 1 km. güneyden Dereova deresi a-
kar. Derenin meyil  istikameti  doğu - batıdır.
Tuğyan zamanları müstesna, dere her  mevsim-

. de geçit verir. Hag ve Aşağı Körekân isimleriyle
iki mezresi vardır.

2  — Köylü evvelâ ziraat ve sonra hayvan
beslemekle geçinir. Mezru a
razi 250 dönüm ka-
dardır. Bu arazi ekseriyetle köylüye aittir.  En
çok buğday, arpa ve sonra da darı ekilir. Biraz
da sebze yetiştirilir.' Arıcılık yok denecek dere-
cededir-  Her ailenin davarı vardır. Davarcılığa
ait sanatlar yağcılığa inhisar ede
r.

Ziraat çok iptidaî bir haldedir. Arazi   her
yıl ekilir. Topraklar" davar gübresiyle beslenir.-
Fundalıklar geniş bir sahayı kaplar. .Bura -

lardan" yakacak temin' edilir. 6 km.  kuzeydeki
Bejik ormanı, cesim meşe ve karakavak ağaçları-
nın, güneş ziyasını nüfuz ettirmiyecek kadar sık- .
lastiği, büyük bir ormandır. Bu ormandan keres-
te temin edilir. Meyya ağaçlan yoktur.

Köylüler çok fakir bir haleddirler. Ekseri -
yelle darı unundan yapılmış ekmekle hayatları-
nı temin" ederler. Buna sebep 'arazinin azlığı ve
muayyen salnslarm eli erinçle. -. toplanmış olma -
sidir. Halk iş bulmak için başka yerlere, bilhas-
sa îsı-arıbula gider.
          .  .

3 — Mezhep itibariîe Alevidirler. Seyitlere
hürmetleri fazladır. Dinî mahiyette hiçbir âyin
j upılnrıa7.  Köy \e civarında  ziyaıetgah ol^icik

kullanılan bir yer yoktur. Kat'iyyen toleransları
yoktur. Sünnîlerden kız alırlar fakat vermezler.
Aile teşkilinde en büyük âmil iktisadî zaruret -
Jerdir. İktisadî hayata kadınlar da iştirak eder-
ler. Kadınlarda tesettür yoktur. Yabancılardan
sadece yüzlerini sakınırlar. Ailede erkeğin hâki-
miyeti kafidir. İktisadî hayatın en mühim ele -
manı olmasına rağmen kadınların sayılan bir
"mevkileri yoktur. Çocuklar ebeveyn murakabe-
sinden tamamiyle mahrum
bir vaziyettedirler.

4 — Köyün suyu ve havası gayet   iyidir.
Bataklık yoktur. Evler taş ve topraktan veu
mumiyetle tek katlıdır. Pencereler çok küçük
tür. Evleri sıhhî değildir. Fakat, hayat ekseri-
yetle ev dışında, açık havada geçtiği için bunun
tahripkâr bir tesiri ölmüyor. Köylüler ekseriyet-
le gürbüzdürler. Köyde salgın-halinde bir has-
talık yoktur. Hayvanlar arasında bazan   uyuz
hastalığı'görülür.

5 — Köylüler birbirleriyle dağ Türkçesiyle
anlaşırlar. Kadınlar ve çocuklar şehir Türkçesi-
ni bilmezler. Türkçe bilenlerin sayısı 3 ü kadın
ve 20 si erkek olarak 23 tür. 3 erkek okur ya -
zardır. Tahsil çağında 25 çocuk vardır. Koy kü-
çktür, fakat Markaser. Keşkuvar, Dalay, Ra -.
mazan ve Dest köylerine yakın olduğundan, ay-
ni zamnda Kamun merkezi olan köyde, bir o -
kul açıldığı takdirde bu köylerin çocukları   da
kolayca gelebileceklerdir.  Bu itibarla    köyde
biı* okul açılması çok faydalı olacaktır.

6 — Köyün adı tar;.amiyîe Türkçedir ve  bu
isim pek eskidenberi kullanılmaktadır.

7 .— Mezreleriyle  beraber  köyün 15  evi,
50 kadın olarak 95 nüfusu vardır.

8 —Köyde ve civarnıda arkeolojik eser yok-
tur.

İL Civarik köyü:

1 — Köy, Bedro (kötü ruh), Dikilitaş, Ecı-
elma tepe!eriyle çevrilmiş dar ve kısa Melek vadi-
sinin yamaçları üzerine kurulmuştur. Melek de-
resi çok küçüktür, H>r mevsimde geçit verir,
fakat suyu devamlıdır. Köyün iki mezresi vardır.

"' 2 — Halk birinci derecede ciltçilikle ve i -
 
kinci derecede" hayvancılıkla meşguldür. Çiftçi-
lik çok iptidaî metodlarla yapılır. Arazinin inbat.
kuvveti iyidir. Arazi "suludur; en çok buğday,
ikinci derecede arpa ve en nihayet darı ekilir.
Ziraî sanatlardan kaymakçılık ve yağcılık var -
dır. Serto adı verilen bir nevi peynir de yapılır.
Bu maddeler ve canlı davar köyün başlıca ihraç
maddelerini teşkil eder.      ' -  -

Meyva ağaçlarına pek az tesadüf edilmiştir.

Kadınlar keçi kılından palaz ve cecim do -
kurlar.

Köylüler maraba yahut ortakçı vaziyetin -
den çıkmışlardır. Herkes kendi arazisi üzerin-
de çalışır.

3 _ Köylüler mezhepçe sünnîdirler. Fakat
dinî mahiyette hiçbir merasim yapılmaz. Seyit -
lere karşı kontr vaziyettedirler. Köylülerle se -
yitler arasında ciddî müzanaalar olmuştur.  Bir
çokları bu   yüzden  köylerini  terketmislerdir.
Köylüler umumiyetle tolerans sahibidirler. Diğer
köylerle sihri münasebet tesis ederler. Kadın ik-
tisadî hayatın en mühim, elemanıdır. Ev işleri ile
davar işleri ve dokumacılık kadınlara aittir. Ai-
lede kadının hürmet edilen bir mevkii  vardır.
Evin hâkimi en yaşlı olandır. Büyüklere   derin
saygı gösterirler. Çocuk ta bir hiç olmaktan çık-
mıştır. Kız ve erkek çocuklar ayni derecede" sem-
pati görürler. Aileyi iuran saikler birinci dere -
cede iktisadî'olmakla beaber~bu saikler.  içinde
sempatiyi de bulmak mümkündür. Köy ve civa-
rında ziyaretgâh yoktur. İzdivaçlar medenî kanun
hükümlerine tevfikan yapılır. Gizli evlenme yok-
tur. Evlenecek delikanlılar kız büyüklerine (riza
hakkı, süt hakkı) adiyle bir miktar para verirler.
Kız kaçırma ve iç güveylik âde
tleri yoktur.

4 — Köyün havası ve suyu gayet iyidri. Sal-
gm haîinda malarya ve diğer bir bulaşıcı hasta-
lık yoktur. İnsanlar gürbüzdür. Yüz-yaşını aş -
mış erkek ve kadınların sayısı onu geçer. Hasta-
lıklara karşı alman tedbirler umumiyetle iptidaî
ve sihridir. Evler kamilen kârgir ve muntazam-
dır. Ancak hiçbir evin halâsı yoktur. Bir cihet -
ten faydası yok değildir. Gübre yığınları, tarla-
ya götürülünceye kadar evlerin önlerinde sakla-
nır.

5 — Köyün okulu yoktur, fakat bir okula
şiddetle ihtiyaç vardır. Halkın kültüre karşı alâ-
kası övünülecek derecededir. Okur yazarların
sayısr-'ll dir. Tahsil çağında SO^çocuk vardır.
Köylüler kendi aralarında dağ Türkçesiyle konu-
şurlar, fakat halkın çoğu şehir Türkçesini bilir.

6  -—  i\oyu  Cb-KJUCn  K-YVcM::  '   ,:.::<;.-.  j_--.-.,v..-i

aslının Civelek olduğunu köylüler söylediler. Ci-
velek, halk dilinde, ortakçı demektir. İhtiyarlar,
eskiden, köylülerin ekseriyetle ortakçı vaziyetin-
de olduğunu biliyorlar.

7 — Köyün ev sayısı 77 dir. Nüfus, 106 er-
kek olarak 242 dir. 

8 — Köy ve civarında tarihî kıymeti   haiz
bir eser yoktur. Köyün mezarlığında, yan taşları
üzerinde at, sutaşı, fişeklik ve çakmak tası torb^-j
sı ve tüfek ve kılıç kabartmaları bulurifprbir me-
zara rast geldik. Bu mezarın ağalardan birine ait
olduğunu öğrendik. Kabartma şekillerin mânası
(Ata bindim, silâh  kullandım, kılıç  kuşandım,
misafirlerime kapımı açık bulundurdum.) imiş.

III — Kinısor köyü:

1 — Asıl köy, doğu - batı istikametinde u -
zayan bir sırtm yamaçlarında kurulmuştu. Köye
tâbi beş mezre vardır; bunlar, Dağ gibi, Sefkân
Şirin, Pai^gân, Çatan'dır. Köyün 1 km. kuzeyin-
den Bend deresi akar. Derenin kuzeyinde doğu-
batı istikametinde uzanan sırtlar - Bejik, Salık,
Psingan, Çirkin - Acıelma dağına kadar uzanır
-
lar.

2 — Köyün arazisi az, fakat  topraklarının
randımanı normaldir. Topraklar, umumiyetle si-
yah topraklardır. Arazinin 3/2 ü harklarla sula-
nır. Köye ait arazinin 3/5 i  mezru,  1/5 i mera
ve 1/5 i ormanlıktır. Birinci derecede  buğday,
ikinci derecede arpa ve sonra dan ekilir. Ekilen
buğday üç cinstir: Kılçıksız, beyaz, kızılca. Arpa
ve darı insanların başlıca gıdalarını teşkil eder.
Sebze pek az yetiştirilir. Bağ "yoktur. Ceviz, el-
ma, erik gibi mey vali ağaçlar vardır.

Gübrelenelebiîen arazi her yıl ekilir. Güb -
reelnmesi mümkün olmıyan arazi ise nadas, şüf
yapılır. Ziraat eski tarzdadır. Keçi, koyun, sığır
beslenir. Davarcılığa ait sanatlar, yağcılık ve çö-
kelekçiliktir. Bu maddeler köyün başlıca ihraç
maddeleridir. Gıdaî ihtiyaçlar yerinde temin e-
dilir. Köylü, hariçten giyime ait eşya alır.

Köyün arazisi köylüye aittir. Her aile ken-
di toprağı üstünde çalışır.

3 — İçtimaî hayat itibariyle diğer köylerden
pek ayrı karakterleri yoktur. Evleri ekseriyetle
tek katlı ve taş bloklarının üstüste harçsız olarak
konmasiyle yapılmıştır. Evlerin iç taksimatları
fena değildir. Evlerin pencereleri ve bu pencere-
lerin camları vardır. Bundan başka, evlerin her
cephesinde, küçlik mazgal delikleri vardır. Bun-
lar, artık tarihe karışmış emniyetsizli
k devirle -
rinin birer senbolüdür.

Kadınların tesettürü yoktur. Yabancılardan
■  sadece yüzlerini kaparlar. İktisadî hayatmher sa-
hasında kadın erkeğin yarnbaşmdadır. Bilhassa,
ev ve davar işleri münhasıran kadınlara  aittir.
Ailede hâkim mevki en yaşlı olanındır. Kadının
oldukça hürmet edilen bir mevkii vardır. Ço
-
 cuklar için hiç te liberal değildir. Oğlan çocuk-
lar kız çocuklardan daha iyi muamele görürler.
Çvlenen jğ-nçler baba  evinden   ayrılmazlar. îç
güveylilİK^Ssulü yoktur. Evlenecek delikanlı kı-
zın büyüğüne  (Başlık)  vermek mecburiyetinde-
dir. Bugünkü izdivaçlarda medenî hükümleri bü-  .
tün kayıtlarile caridir.

{"'"  Köyde ağa hâkimiyeti teessüs etmemiştir. Buna
sebep, eskidenberi, arazinin muayyen şahısların
ellerinde temerküz etmemiş olmasıdır.

Bu köy seyitlerin de tesirlerinden uzak kal-
mıştır. Köy ve civarında ziyaretgâh yoktur. Dinî
merasimler, nikâh ve cenaze merasimlerine inhi -
sar eder. Falcılık ve büyücülük gibi sihrî sistem-
ler mevcut değildir.    '
             ......

4 — Köy ve civarında sivrisinek menbaı ba-
taklık yoktur. Köyün havası ve suyu iyidir. Ba-
zan. sıtma hastalığına tesadüf edilir, diğer hasta-
■: ^lıklar görülmez. İnsanları gürbüzdür. Evleri ^1-1
;
:c dutça sıhhîdir. Evlerin helaları yoktur. Hayvan-
■ lar aresmda uyuz hastalığına sık sık tesadüf e- "
diîir. Bu takdirde, hükümeti derhal haberdar et-
mek gib" iyi. hareketleri yardır...............

5 — Köyün lisanı Dağ Türkçesidir* Büyük
erkekler umumiyetle şehir Türkçesi bildikleri
■ Aalde, kadınlar ve çocuklar yalnız Dağ Türkçesi
kullanırlar. Şehir Türkçesi bilenlerin sayısı ,onu
kad-n olarak 110 dur. Okur yazar 12 erkektir.
Tahsil çağındaki çocukların sayısı, 100 ü kız ola-
rak 180 dir.

Köyde okula karşı büyük bir arzu vardır.
Vaktile kendileri tarafından yaptırılan okul, öğ-
retmen gönderilmediği için bakımsızlıktan yıkıl-
mıştır. Köylüler, bir "Öğretmen vadedildiği takdir-
de, kendi paraları ve enerjileriyle bir okul ya-
pacakîanm ciddiyetle söylediler.

6 — Köye eskiden Tumpsor denirmiş. Tumb,
tumba, eski Türkçede ve Dağ Türkçesinde kü-
çük tepecik demektir. Sor, da sarının biraz değiş-
miş bir seklidir.:Tumpso, sarı tepe mânasına geli-.
yor. Arazi tetkik edilince bu ismin nekadar uy -
"
:'gun olduğu görülür. Bejik: Bej-ik dir. Bej, Dağ
'; Türkçesinde, susuz, Bejik, susuz yer; Salık: Sal-
ik. Sal, düz taş demektir. Salik: Sallı yer. Psin-
gan, Psinkân: Psink-a Psink, Psik: kedi, Psingân
kedisi çok yer mânasına gelir.

7 — Mezreleriyle. beraber, köy, 78 ev, 230
u kadın olarak 409 nü
fustur.

8 — Köy ve civarında tarihî kıymeti haiz bir
eser yoktur. Köylüler birbirlerinin akrabasıdır-
lar, iki üç asır önce, ecdatlarının Palo tarafların-
dan geldiklerini iddia ediyorlar.   Çift sürerken
tarlalardan insan kemikleri  çıktığını  fakat bu
kemiklerin büyük olduğunu, bir kafatasının, ye-
ni bir kafatasmdan iki defa  büyük  olduğunu
söylediler. Ne yazık ki  bunları  saklamamışlar.
Biz  kendilerine bu gibi, yeraltından çıkan ke-
mik veya ev eşyasının tarihî kıymetleri olduğu-
nu, ellerine geçer geçmez hükümete haber ver -
meleri icap ettiğini anlattık.

IV — Markasor köyü:

1 — Köy, doğu-batı istikametinde uzanan Bejik
ve Kevser dağlarının arasındaki - oldukça arızalı
arazi üzerinde ve dağmk olarak kurulmuştur.
Gevşer dağlan gayet sarp ve çıplak, Bejik ise.
sık ormanlıktır. Oldukça geniş bir sahayı kaplı-
yan bu çok kesif ormanda en çok meşe ve sonra
karakavak ağaçlar görülür.

2 — Köyün bulunduğu yer oldukça arızalı
ve çıplaktır. Topraklar ekseriyetle killi - kumlu-
ndur. Arazi kamilen denecek kadar susuzdur. Top-
rakların randımanı çok  düşüktür.^.^Gübrelerien
. yerlerden biraz mahsul almak mümkündür. En
çok arpa, sonra gilgil, pek az da buğday  ekilir.
~Her ailenin az çok-davarı vardır. Yalnız yağ ya-
pılır ve hazan satılır. Köylü çok fakir bir halde-
dir. Yiyeceğe ait ihtiyaçlarını dahi çok defa ha  -
riçten almak zaruretindedirler.

3 — 3u-köyü, şimdiye kadar gördüğümüz
köylerden, pek geri bulduk. Evleri izbe gibi, ço-
cuklar ya tamamen veya kısmen çıplak. Büyük-
cuklar ya tamamen veya kısmen çıplak, büyük-
ler, bilhassa erkekler pek az farkla ayni vaziyet-
te. Üst ve başları, evleri ve eşyaları son derece
pis. Bu iktisadî sıkıntılarla beraber, belki daha
çok, ihtiyaçlarının neticesidir. Bizi korku ile ka-
rışık bir hayretle karşıladılar. İnasnlan, bilhas-'
sa kadınları çok ürkek. Bu, yakın zamana kadar,
köyün sık sık talana maruz kalmasından ileri
geliyor. Köylüyü muayyen bir dine, mezhebe,
sisteme raptetmek mümkün değil. Köyde dinî
mahiyette hiçbir merasim yapılmaz. Seyitlrein
hâkimiyeti, yakın zamana kadar, siyasî, iktisadî
hükinıiyet halinde yaşamıştır. En büyük müey-
yide korku ve en ikna vasıtası yemindir.

.  (Hak-bi, Buda-bi, İmamı Hüseyin-bi,   Seri

_#babeta-bi: Babanın başı için, seri diyaleni-bi: A-

nanm başı için, Düzgün-bi, bu değnek   Hızımı

kılıcı olsun ve beni ahirette kessin ki) şeklinde
yenıin ederler. Bedduaları da  (Kışm yorgansız,
■■ yazm ayransız, ahirette imansız kalasın.) şeklin-
dedir.
                     . ■'   - !           ,

4 — Köyün havası ve suyu iyidir. Salgın ha-
linde malarya ve diğer hastalıklar yoktur. Evleri
son derecede gayri sıhhîdir, fakat hayatları ek -
seriyetle açık havada geçtiği için bundan fazla
zarara girmiyorlar. Köylülerin sıhhatlerine nor-
mal denebilir. Hayvanlara arasında uyuz hastalı-
ğına ara sıra tesadüf edilir. İnsan ve hayvan has-
talıklarına karşı hiçbir tedbir alınmaz. Köylüler
.son derece mütevekkildirler.

5 — Köylüler kendi aralarında dağ Türkçe-
siyle konuşurlar. Türkçe bilenlerin sayısı 30 ka--
dardır. Fakat bunlar da zorla ifadei meram ede-
bilirler. Okuma yazma bilenlerin sayısı sıfırdır.
Tahsil çağındaki çocukların sayısı azamî 50 dir.
Şimdilik okul ^açılmasına imkân yoktur. Dere -
ova'da bir okul açıldığı takdirde bira
z büyük ço-
cuklar bu okuldan istifade edebileceklerdir.

6 — Köy adını tahlil edemedik.   ------

7 — Mezrekriyle beraber köyün 20 evi, 106
sı kadın olarak 208 nüfusu vardır.

3 — Köy ve civarında arkeolojik bir   eser
yoktur.

V-— Hakis köyü:

1 — Köy, doğu-batı--istikametinde .uzanan
Hakis sırtının, yamaçlarında kurulmuştur. Hakis
sırtları kavis yaparak köyüıTİDatısını da kaplar.
Doğuda Sanperi, sağı, güneyde Hakis deresi var-
dır. Dere doğu-batısı istikametinde akar ve ilk-
baharın ilk günleri geçit
vermez.

2 — Köyün siyasal sınırları içinde kalan a-
razinin 1/5 i ekilir. Mütebakisi dağlık, ormanlık
ve gayri mezru arazidir. Topraklar  ekseriyetle
kumîu-killidir. Mezru arazinin 2/3 ü susuz, 1/3
ü suludur. En çok arpa, buğday ve enaz da darı
ekilir.  Mahsulât, daima mahallî ihtiyacı karşı -
lam az, bazan. hariçten de yiyecek alınır. Köylü-
lerin, ekseriyetle, davarları vardır.  Davarcılığa
ait sanatlar, yağcılığa inhisar eder. Yağ, köyün
en mühim ihraç maddesidir. Bu, yağın çokluğu-
nu ifadeden ziyade, köylünün başka satacak bir
şeyi olmadığını ve yağın uygun fiyatla satıldığını
ifade
eder. Meyva ağaçlarından, ceviz, armut, el-
ma ve dut ağaçlan vardır. Dokumacılığa ait sa-
natlardan palazcılık çok iptidaî bir haldedir. Arı,
beslenir, kümes hayvanları beslenmez.

3 — Köylüler mezhep itibariyle sünnîdirler,
taassupları yoktur. Kadınlar açık gezrler. Ka -
dmlar ve çocuklar yazın yaylaya giderler. Er -

kek'-.r köyde kain-, ekin biçer ve harman yapar-
lar. Aile içinde kadının mevkii hürmet edilen bir
mevki değildir, kadın sadece bir işçi vaziyetin -
dir. İzdivaçta iktisadi sebepler en başta gelir. Ço-
cuk, ailenin hiç bir murakabasuıa tâbi olmıya -
rak tabiatın, kanunlarına terkedilmiş bir vaziyet-
tedir, çocuğun rnürebbisi, içtimaî muhitten önce
tabiattır.-'Adak kurbanı'keserler. Kurban, umu-
miyetle davardır. Kurban gayri muayyen zaman-
larda ve gayri muayyen yerlerde kesilir^aşı sı-
kılan teselliyi, kurban kesmekte bulur.
? Hızımı
keçtiğine inanılan taşlık bir yer ziyaretgâhtır.
Buraya ailece gidilir, kurban kesilir, kurban eti
komşulara dağıtılır. Zekât, haç, namaz., gibi aki-
delerden uzak kalmışlardır. İçtimaî muavenet
duyguları geridir.

4 — Köyün havası ve suyu gayet iyidir. Sal-
gın halinde veya münferit hâlde hiçbir hastalık-
mevcut değiîdİT. Evleri  oldukça sıhhî,  insanlar
ekseriyetle gürbüzdürler. Davarlarda ara sıra u-
3'uz hastalığı görülür ve eğer. hükümet zamanın-
da müdahale etmezse fazla u-îefat verir. Yara -
lara karşı ağaçsakızı, bir cirj; otun sütü, balmu-
mu, sabun ve taze yağdan  rr.ûrekkep  merhem
kullanılır. Sihrî tedavi yoktur.

5 — Köylüler aralarında dağ   Türkçesiyle
konuşurlar. Kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlar şe-
hir Türkçesi bilmezler. Orta yaşlı erkeklerden,
memleketin diğer yerlerine  bilhasas  İstanbula
gitmiş olanlar şehir Türkçesird bilirler, bunların
sayısı, 150 dir. Okuma yazrj^ası olanların sayısı
3 tür. Tahsil çağındaki çocukların miktarı  120
si kız olarak 200 dür. Köyün bir okula şiddetle
ihtiyacı vardır. Köylüler olrda o kadar kıymet
veriyorlar ki., öğretmen bize Türkçe öğretecek,
çocuklarımız okur yazar  olacak ve biz  ondan
sonra artık dağ Türkçsesini kullanmayacağız, di-
yorlar.

6 —

7 — Köyün 126 evi ve 217 si kadın  olarak
650 nüfusu vardır.

8 — Köy ve civarında urlhsel bir esere te-
sadüf edilmemiştir.

VI — Keşkuvar köyü:

1 — Köy, doğu-batı iniametinde uzanan
Vroj (güneşe karşı) sırtının güneye bakan ya -
maçları üzerinde ve dağnık cVrak kurulmuştur.
Bu sırtlar köyün batısını
da çevirir. Güneyde
Keşkuvar deresi ve Hiyer (rr,^§eiik) sırtlan, do-
ğuda Tahkim yaylası vardır. }löy üç mezreden
müteşekkildir: Asıl KeşkuvEj. Kuta, Karacan.

2 — Topraklalr umumiyete killidir. Arazi-

nin bir kısmı suludur. Topraklar yalnız davar
gübresiyle ıslâh edilir. Her ailenin az çok topra-
ğı vardır. Evler arazinin içine dağınık olarak ya-
pılmıştır. Toprakların kuvvei inbatiyesi normal-
dir. Ekilen başlıca maddeler, buğday, arpa, darı
ve gilgildir. En iyi, sulalk tarlalara darı ekilir.
ve darı insanların en mühim gıdalarını teşkil e-
der. Hayvanlar yazm yaylaya götürülür. Kışm da
ahırlarda saman, kuru ot ve meşe yaprağiyle bes-
lenir. Her evin Önünde.küçük bir bahçesi var -
dır. B'J%îa, mısır, sebze., yetiştirilir. Erik, ya-
bani armut, dut gibi meyvaları ve meşe, karaka-
vak gibi meyvas:z ağaçlar vardır. Her ailenin da-
varı vardır. Yalnız yağ yapılır ve satılır. Köyün
arazisi ve davarı az olduğu için köylü fakirdir.

3 — Köylüleri, muayyen bir mezhebe bağla-
mak mümkün olmuyor. Şu muhakkak ki, hiçbir
mezhep, dağ Türkleri üzerinde, itikatlar ve a -
meller sistemi tesis edememiştir. Dağ Türkleri
arasında, sihri sistemler daha çok muvaffak ol-
muştur. Bunun en orijinal misali, seyitlerin, sün-
nî muhitlerde de saygı görmüş olmalarıdır. Dağ
Türkleri arasında, iki.yıldır, dinî reforfasyon baş-
lamıştır. Ve bu hareket çok kısa bir zamanda
gayesine erecektir.    

Ailede babanın mevkii birinci derecede mü-
himdir. Kadın, bundan sonra gelir. Ailenin, ço-
cuklar üzerinde şuurlu bir terbiye tesiri mevzuu
bahsolamaz. Aile, biraz büyüyen çocuklara, bil-*
 hassa kız çocuklarına, gizli yerlerini kapayacak
bir bez parçası tedarikinden ve'nihayet bir parça
darı ekmeği temininden başka bir şey, düşün -
> mez. Çocuklar, en küçük yastan itibaren tabia-
tın kucağına  terkedilmişlerdir.  İstisnasız  bütün
çocukları,   kronolojik yaşlarının fevkinde   bir
zekâ   yaşında    bulduk.    10 yaşında    bir
çocuğu dinledik:  Hükümet,  Tanrıdan sonra, en
büyük kuvvettir. Benim elimden hükümeti, hü-
kümet  memurlarının  sözlerini  dinlememek g
e-
. lemez.  Büyükler de benim gibidirler)  dedi.

.İktisadî hayatta kadın, erkekten; çok iş
almıştır. Evin temizlik, düzen, yemek işleriyle
beraber, davarların kışın evde, yazın da yay -
lada bakılması, sağılması, yağ vesaire yapılma-
V. sı... işleri hep kadınlara ait olmakla beraber
bazan ziraat  işlerine  de yardım ederler.

4 — Köyün suyu  ve havası çok iyidir. Ba-
zı münhat yerlerde sivrisinek bulunur ve  arası-
,.  ra  sıtma hastalığına  da  tesadüf edilirse de bu
y hastalık  hiçbir' zaman salgın  halinde  değildir.
İnsanları  ekseriyetle gürbüz,  doğum  kabiliyeti
fevkalâdedir. Beşten az çocuklu aileler parmak-

la gösterilecek kadar azdır. Evleri hiç sıhhî
değildir. Evler ekseriyetle tek katlıdır. Oda -
mn biı* kısmı bir çitle ayrılmıştır. Buraya, so-
ğuk zamanlarda hayvanlar konur. Diğer kısım-
da da insanlar yerleşirelr. Hayvanlar arasında
.yalnız uyuz hastalığı görülür. Bu hastabk zu-
hur ettiği vakit köylüler hükümete derhal ha-
ber verirler. Bu ihbar karşısında hükümetin
âni tedbir alması köylüleri çok minnettar bı -
rakmıştır.

Hastalıklara karşı bazı basit, iptidaî ted -
birler alırlar. Sihri tedbirlere de müracaat edi-
lir. Civar köylerde bu gibi işlerle meşgul in-
sanlara bugün dahi tesadüf edilir.

5 — Köylüler kendi  aralarında  dağ Türk-
çesiyle  konuşurlar.  Kadınlar ve çocuklar  hiç
Türkçe bilmezler.  İhtiyarlar  da  bu  vaziyette-
dri. Orta yaşlı  erkekler zorla ifsdei meram e-
decek kadar Türkçe bilirler. Bunların sayısı. 30
kadadır. Bir  kişi  biraz  okur  yazardır.  Tahsil
çağında 25 kadar çocuk vardır,  fakat köy için
bir  okula ihtiyaç yoktur.  Dereovada  açılacak
bir  okuldan bu  köyün  çocukları da ve hiç sı-
kıntı çekmeden, istifade  edbileceklerdir.

6    Rutan, dağ  Türkçesinde  çıplak  anla-
mına  geliyor. Arazi_ hakikaten çıplaktır. Kara-
can ise  tamamiyle Türkçedîr. -^^-

  7 — Köyün 30 evi ve' 100  zü kadın olarak
215 nüfusu vardır.
          

8  —  Köy ve civarında tarihsel değeri haiz
bir es
er yoktur.

VII  — Ramazan koyii:

1  —. Kuzeyde  Ramazan  deresi,  güneyde
Vellân sırtları,  batıda Munzurbaba  sırları var-
dır. Köy,  az  arızalı  geniş bir saha üzerine ku-
rulmuştur. Ev  grupları arasındaki azamî  mesa-
fe 3 km. dir.

— Köye ait  arazinin 1/3 çü mezru, müte-
bakisi fundalık  ve  gayri  mezru arazidir. Top -
raklar ekseriyetle  kumlu, ikinci   derecede kil-
lidir. Toprağı besleyici madde olarak yalnız da-
var gübresi  kullanılır.  Toprakların 1/2 si su -
ludur. Vasatı  randıman 1/6 dır. Bu nisbet top-
rağın sulu veya susuz olmasına ve gübre konup
konmamasına  nazaran  azalır veya çoğalır. Bi-
rinci  derecede  buğday,  ikinci derecede arpa ve
nihayet darı  ekilir.  Bu mahsuller mahallî ihti -
yacı  tamamiyle  karşılayamaz, bazı yıllar köylü
hariçten zahire, tedarik mecburiyetinde   kalır.

 Her  ailenin mutlaka davarı  vardır,  Fakat da-
var ehemmiyetli bir  yekûn tutmaz. Köylülerden

nihayet bazı iktisadî durumları" "müsait olan-'
lar yağ ve çuval ipi satarlar, diğerleri fakrü za-
ruret  içindedirler. "

* . 3 —  Keşkuvar köyü Hakkındaki notlarımız
aynen bu köy için de kabul edilebilir.

4 — Köyün suyu ve havası iyidir. Son yıl-
lar . zarfında, insanlar arasında hiç bir salgın
hastalığa tesadüf edilmemiştir. Hayvanlar ara-
sında" sık sık uyuz hastalığına tesadüf edilir.
İnsan Ve hayvan hastalıklarına karşı tarnamiy-
!e pasif vaziyettedirler. Birkaç ev istisna edi -
liriei evler birer izbe halindedir. İnsanlarla
lıayvanlar arasındaki münasebet o kadar sıkı-
dır ki yaz ve kış hayatları hayvanların içinde
geçer.' Bundan ■ dolayı - da evleri, eşyaları ve
üstbaşları çok pistir. Havasının ve suyunun iyi
olmasına rağmen, bu yüzden, insanlar sıska -
dır..-
                     

- 5-— Bütün diğer köyler gibi bu köyün
halkı da -aralarında ve aileleri işinde dağ Türk-
çesiyle konuşurlar. Çocuklar, kadınlar ve ihti-
yarlar şehir Türkçesini bilmezler. Okula giden
çocuklarla orta yaşlı erkekler şehir Türkçesirıe
biaz vâkıftırlar. Türkçe bilenlerin. sayısı 50 ve
okur yazarların
sayısı - okula giden çocuklarla
beraber - 30 dur. Tahsil çağında 50 çocuk var-
dır. Bunlardan -bir kısmı Nâzımiyedeki okula
devam -ediyorlar. Dereovada açılacak bir okul
bir.'köyün  de okul ihtiyacını karşıl
ayabilir.

6—  Bu  köy  adını  ^Ârapçadan  almıştır:
Ramazan.-    ■■'..-.' .- -     ' V

 7 — Koyun 37  evi  ve 113 çü kadın olarak
233 nüfusu  vardır.
     '%-  .

-8----Köy ve'civarında   tarihsel bir

yoktur.

.' ' ÎRESİ KAMUNU:
I — îresi

eser

I — Köy, kuzey - güney istikametinde me-
yilli ve çok arızalı bir saha üzerine ve çok
dağnjk olarak kurulmuştur. Kuzeyde Dest sırt-
ları, güneyde Ablasan deresi, doğuda Şsrikân
tepesi, batıda Kurdağ (kuru dağ) vardır. Elma
ince, Celi, Ger (Uyuz) mezrelerî bu köye bağ-
lıdır.

2 — Köyün siyasal sınırları içinde kalan
arazinin 2/5 şi fundalık, 1/5 si ormanlık, 2/5 si
de  mezru  arazidir.

Toprak, kireçli . killidir. Bu toprakların,
nihayet 1 3 çü sulanabilir. Sulu yerlerin randı-
manı 112. susuz yerlerin 17, vasatı randıman
1 8  dir.  Toprakların   besleme   kabiliyetlerini

arttırmak için yalnız davar gübresi kullanılır, *
fakat, arazi çok amali olduğundan 'bütün tarr.
laları gübrelemek mümkün değildir. En çok
buğday, ikinci derecede arpa ve nihayet darı
ekilir. Köylüler" buğday ununu bir misafir için
saklarlar, kendileri için, arpa ve darı unun -
dan karışık olarak yapılmış ekmek kullanırlar.
Az miktarda sebze yetiştirirler. Meyve ağaç -
lan: Dut, erik, elma ve yabani armuttur. Her
ailenin . az çok davarı vardır. «^Tağ, çö-
kelek ve kurut yapılır. Çökelek ve kurut tama-
miyle mahallinde sarfedilir* Yağ satılır. Zahire,
canlı hayvan ve yağ, köyün başlıca ihraç madde-
leridir.- Köylüler eeskiden fazla miktarda tütün
yetiştirirlermiş ve bu mahsul. köye oldukça bir
servet getirirmiş. Köylüler, son ziyaretinde,
generalin, tütün ziraatine müsaade edileceği va-
adini almışlar, şimdi sabırsızlıkla bu vaadin ye-
rine getirilmesini bekliyorlar.

Kadınlar,  gergefte,  keçi  kılından   palaz,
çu
val  ve  harar dokurlar.

3 —  Mezhepleri  Aleviliktir.  Diğer   mez-
heplerden olanlara,  bilhassa   Sünnilere  karşı,
düşmanlık derecesinde  varan  taassupları  var -
dır.  Kendi  mezheplerinin  haricindekilere  (Ye-
zit) derler  ye  onlara her türlü hakaret mu  -
balı telâkki ederler. Bu .köy halkı ve civar köy-
lüler (Kureyşan) aşiretine  mensupturlar.  Ken-
dilerini  Kureyş  kabilesinden  gelme   sanırlar,
iddialarına göre,  Emevî-Haşimî   mücadelesinin
Haşimîler  aleyhine netice vermesi üzerine, Ku-
reysilerden bir  aile buralara iltica etmiş, bura-
da kalmış ve  çoğalmışlar. Bu  aşiret  mensupla-
rı  diğer  aşiretlerce Seyit (peygamber  ve  Ali
ahfadı) telâkki  edilir.  Ve son derece saygı gö-
rürler. Bu  aşirete mensup küçük bir çocuk bi-
le diğer aşiretler arasında büyük bir adam say -
gısı görür: Küçüğün ellerini ve omuzlarım öper-
ler. Kendilerince bir Kurevşanlı nihayet bir sem
boldür, ona yapılan saygı hakikatte Aliye yapıl-
mış demektir. Kureyşanlıların malları talan edi-
lemez, bütün taşkınlıkları daima müsamaha  ile
karşılanır. Canlarına kıymak değil, içlerinde Ku-
reyşanh olan düşman bir kafileye silâh bile sı
kılmaz. Aşiretler arasındaki ihtilâfların halli se-
yitlere, Kureyşan reislerine havale edilir. Bun -
larm müştereken verecekleri  kararlar  katidir.
Bu hükümlere itaat dinî bir vecibe telâkki edi -
lir.

Her hâdiseyi metafizik  kuvvetlere   Aliye,
Hîzıra. Hüseyine  Oniki  imama ve babalara  at-

federler. Şahısların hiçbir rolleri yoktun İn -
san iarnamile yukardan gelen emirlere,' dilekle -
re tâbidir. İyi ve kötü her şeyin menbaı Tan -
ndır. Tanrıya, musibet vermemesi ve iyilik ih-
san etmesi için dua edilir, kurban kesilir. Bu
itibarla son derece mütevekkildirler. Eu büyük
yemin, Hızıra, Aliye ve oğullarına ve Oinik* i-
mamla babalara aypılan yemindir. Bir değnek
gösterilerek - bu değnek mukaddes addedilen
bir ağaçtan kesilmişse yemin daha çok kanaat
verir - (Bu Hızırın kılıcı olsun ve eğer yalan
söylüyorsan yarın ahirette boynunu kessin)
teklifleriyle karşılaşan bir insan yalan söylü -
yorsa  değneğe  dokunamaz,  sözleri  doğru  ise,

( "eğneği ahr,. üç defa öptükten sonra yerine bı-
rakır. Yeminler ziyaretlerde de yapılır. Usu -
liinee yapılan yeminler kat'î kanaat verirler.
İnanırlar ki, eğer yemin eden yalan yere yemin
etmişse dünyada iken ve çok geçmeden mutlaka
musibet görür,  Hızır  ondan  intikam  alır.

Mahallin en büyük ziyaret yeri (Düzgün-
baba) dır. Düzgün, dağ Türkçesinde iyi, ahlâk-
lı, temiz anlamlarına ' gelir. Düzgünbabayı , zi-
yaretle kurban kesmek en büyük  sevap telâkki

* edilir. Düzgünbabaya uzak kalmış olan halk,
Düzgünbabayı gören yüksek noktalara bir odun
parçası dikerler, ve  etrafına  taş  yığarlar, ya -

- hut sadece taş  dikerler. Bazan bu odunlara bez
parçası .da  bağalnır.  Düzgünbabayi  gören  bu _.
'noktalarda kesilen kurbanlar ası  yerinde kesil--,;
miş sayılır.  Kurban  en  büyük  dinî  vazifedir. ~
Hiçbir sıkıntı  halkı bu vazifeyi ifadan  alıkoya-
maz.  Ya  işledikleri  bir  günahın af   veya her
hangi  bir işlerinin iyi cereyanı için kurban  ke-
serler. Kurban  evde  de  kesilebilir. Bunun için
güneşin gurubu  beklenir. Mum veya petrol a ba-
tırılmış bez parçası  ışığında  kurban  kesilir.

Nazimiye - Mazgirt patikası üzerinde 've
Nazimiye den" 8 km., mesafede büyücek "bir ka-
yanın üzerinde, insan başına ve sırtına benziyen
iki çukurla köpek izine benziyen fakat ondan
büyük bir iz var. Dar vadinin öbür yakasında
da bir tarafı .duvar gibi düz ve dik büyük bir
kaya parçası var. Bunlar yerlilerce şu şekilde
izah edilir:' Baş  ve  sırt izi Aliye, köpek izi  de

,.. Alinin köpeğine aittir. Ali bu dar vadinin karşı

:>-yamacına geçmek için sırtını kayaya dayamış,
r fakat geçemeyince, kılıcım hiddetle karşısında-

ir- ki kayaya vurm'uş, parçalamış. Burada .. sık sık
 zîynret. edilen ve kurban kesilen. yerlerdendir.
. Biz Nazimiye  seyahatinden  dönerken   burada

i", taze  kan lekeleri gördük.  Burada o kadar çok

hayvan kesilmiş ki, kanların toplandığı cuicur
pıhtılaşmış kan rengini almış.

Natürizmin işleri hâlâ yaşıyor. Güneşe,
yıldırıma ve tabiatm diğer kuvvetlerine karşı
dinî bir hisle mütehassis olurlar: Güneşin ilk
aydınlattığı yeri öperler, doğan güneşe tevec-
cüh ederek, yarabbi, bugünümü iyi geçir, diyen
bir adamı gözlerimizle gördük ve onun bu söz-
lerini duyduk. Evliya kıymeti verilen "babaların
gömülü oldukları veya mefruz olan ki haki -
katte budur - yerler güneşi ilk ve son gören yer-
lerdir. Yıldırımın iz bıraktığı bir kaya halkça
mukaddes bir yer olmuştur. - Mukaddes yer,
kurban kesilen yerdir.  -

Dinî merasime riyaset selâhiyeti seyyide a-
ittir. Seyitler sık sık köylere çıkarlar. Bir eve
girince, eve hayır ve bereket girmesi ve ev Tan-
rının bir felâket vermemesi için dua ederler.
Ve nasihat ederler: Yalan söylemeyin,. hırsızlık
yapmayın, insan öldürmeyin., büyüklerinize
hürmet edin, kurban kesmeği ihmal etmeyin,
zina yapmayın. Seyit, ben size Alinin istedikle-
rini söylüyorum, siz bu sözleri tutmakta veya
tutmamakta muhtarsınız. Tutarsanız yarın -ahi -
rette cennete, tutmazsanız cehenneme gidersiniz.
Dmryada' da başmıza bir çok felâketler gelir. Na-
sihatlerimi yapmakla ben__ vebalden"* kurtulmuş
oluyorum, der ve bunun içindir ki, talan dur -
maz, en küçük iğbirarlar kadınları kocasız, ço-
"cükları öksüz bırakır. Cemiyetin değil, tabiatın
kuvvetleri hâkimdir. Bu vaziyette insanlar, ya-
şamak için ya kendi kendilerini müdafaa edecek-
lerdir veyahut daha kuvvetlinin kanatlan altına
sığınacaklardır. Sığınanlar soğaldıkça sığınanla-
rın tahakkümleri artacaktır.

Dinî iş burada biter, ziyaretin asıl hakikî
maksadı intifadır. Ev sahibi asıl bundan sonrası
için alâkalanır. Seyidin malî tekliflerini heye -
canla bekler. Bu teklifler, davar, para, eşya ve
zahiredir. Bütün pazarlıklar gibi teklif sahibi
yüksek kıymet teklif eder , ev sahibi bunu faz-
la görür, bir pazarlıktır başlar. Fakat bunda
mutlaka anlaşmak gerektir. Seyidin memnuni -
yetsizlik beyan etmesi ev sahibinin, bütün aile-
siyle beraber, Alinin şefaatinden mahrum kal -
ması demektir. Ve nihayet, en dehşetli silâh o! an
Afaroz (lanetleme) kullanılır. Afaroz hükmü şu
neticeleri doğurur:
      ..*■.

■ A) Bütün aile efradı evde olduğu halde, e-
vin kapısı kapatılır. Kapı önüne bir taş dikilir.
Seyit köylülerden birkaçım nöbetçi tayin eder.
- Nöbetçilerin vazifelerinde biraz îakaydi göster-

meleri ayni  "cezaya1 mâruz '"kalmalarına  sebep

■olur.'.*'.  / . v*"--!>\ ""'".'.....■*"."' '"  _■ v. ■«..-...

" B) Köylüler Afarozlu aile ile kat'iyyen te-
mas  edemezler.  ...
             -  .

"  C) Afarozlu aileden biri ölünce cenaze me .-
rasimine  kimse  iştirak etmez.  ;  '     '  .

..D) Afarozlu aile, hapsedildikleri, ev hari-
cindeki , mallarından ve mülklerinden hiç "bir
suretle istifade  edemezler.  .  ^
       ...

'-'■ " Köylüler bize, tabiî hâdiselerin ve rüyanın
metafisdkman 'nasıl izah edildiğini çok güzel
gösterir, orijinal bir vak'a . anlattılar: Köylüler-
den biri bahçesindeki elma ağaçlarından birini
kesmek ' ister. E al tayı birkaç defa vurur, kese-
mez, baltanın yüzü katlanır. Köylü bundan si-
nirlenir, ikinci bir balta alır. Ayni halle karşı-
laşır; fakat işinden vazgeçmez; üçüncü bir bal-
ta ile ağacı devimliye muvaffak olur. Köylü -
lerden bir başkası rüyasında Aliyi görür. "Ali
ona: o elma ağacı benim sağ kolumdu. Ben ona,
bana ilişmemesini iki defa ihtar ettim, fakat o
aldırmadı. Ben onun basma büyük, bir felâkte
_ getireceğim. Bütün ailesini kısa bir zamanda
"mahvedeceğim, der. Bu rüya yıldırım hıziyle
" köye ve civar köylere yayılır. Aradan çok az bir
zaman geçer, ağacı Jkesen hiç bir hastalığa tu- .
tulmadan ölür,-onu pek az fasılalarla" ailesi ef-
radı takip eder.) Bu - vak'a yakın zamanlara
ait, bir vak'aclır ve son zamanlara kadar, Alinin
kudretini, Aliye ye oğullarına yani seyitlere
itaatsizliğin nekadar şiddetle tecziye edildiğini
J halka ihtar eden granit bir âbide olarak yaşa-
mıştır.
                    

Seyitlerin dinî ve sihri selâhiyetlerinden baş-
ka adlî selâhiyetleri de vardır. Bütün hukukî
ve cezaî meseleler seyitlerin meclislerinde mü -
zakere edilir ve - bir karara bağlanır. Bu karar
kafidir. Hiç bir itiraz şayanı kabul değildir.
Hükümlerin infazını temin edecek şiddetli mü-
eyyideleri de vardır. Nihayet, bu hükümlere
mutavaat dinî bir vecibedir. Bu yazılar bugü-
nün aynası değildir. Halk üzerinde seyitlerin
tesiri ya hiç kalmamıştır, yahut pek. az. Bu
da son derece gizlidir. Halkın hükümete derin
minnet duygusu beslemesinde, seyitlerin tesirle-
rinden kurtulmuş olmak birinci sebebi teşkil
eder . "   Seyitlik Türkiyede artık  tarihe  karışmış  -
tır.
          ' '   '        -   '

"  * 4 —- Köyün havası ve  suyu çok iyidir. Sal-
gın "halinde  malarya  ve diğer bulaşıcı  hasta-

lıklar yoktur. İnsanları, gürbüzdür. Çok çb -
cüklu aileler ve ihtiyarlar - çoktur. Hayvanlar a-
rasmda yalnız uyuz. hastalığı görülür.

5 — Köylüler aralarında dağ  Türkçesiyle
konuşurlar.  Mektebe  giden   çocuklar müstes-
na, çocuklar ve kadınlar  şehir  Türkçesi  bil
-\
mezler. Erkekler ekseriyetle Türkçe   bilirler.
Bunların sayısı  - okul  çocukları dahil - 33 tür.
10 erkek okur yazardır ve 15 şi kız olarak   40
çocuk tahsil  çağmdadır.  Burada bîr okul açıl-
malıdır. Bu okula bu köyün çocuklarından baş -
ka Hodik, Ballıca, Panan köylerinin  de  çocuk-
ları devam edebilirler. "

6 — Köyün mezreîeri   Elma,  İnce,  Çelik
Türkçe kelimeleridir
.

7 — Köyün 30 evi  ve  100  zü  kadın ola-
rak 180 nüfusu vardır.

8 —  Köy  ve  civarında  tarihsel  bir eser
yoktur.

II —  Aşağı  Harik köyü:

1 — Doğuda Hasır, batıda İngize ve  Serçe
sırtları, kuzeyde  Aşık tepesi,  güneyde Pas su-
yu. Köy, kuzey-güney istikametinde meyilli bir
saha üzerinde ve  az dağınık olarak kurulmuş-
tur.

2 — Köye ait arazinin bir kısmı fundalık
halindedir. Gayri mezru arazi az yer kaplar. E-
kilen  arazi  ekseriyetle  suludur.   Topraklar
.

. kumlu - killidir. Kolaylıkla gübrelenebilen ve
sulanabilen bu toprakların randımanı olduk-
ça yüksektir. En çok buğday, arpa, darı ve" gil-
gil ekilir. Bu mahsuller mahallî ihtiyacı kar-
şılar. Davar beslenir. Her ailenin az çok da -
varı vardır. Yağ yapılır ve satılır.-Kümes hay-
vanları pek az beslenir. Sebze de az yetiştiri-
lir. Meyve ağaçları pek azdır. Olanlar da ya-
bani haldedir. Ekilebilen arazi boş kalmış de-
ğildir, fakat halkın ziraate ait bilgileri son de-
rece Basit olduğundan bu güzel topraklar köy-
lüyü ancak doyurabilecek -mahsul' veriyor.
Köylüler taproklarının çok iyi tütün yetiştirdiği-
ni  söylüyorlar.

4 — Havası ve suyu iyidir. Sıtma hasta-
lığına az tesadüf edilir. Diğer bulaşık hastalıklar
yoktur. Evleri sıhhî değildir. Temizliğe olan
itinalar da zayıftır. Köyün yambaşında küçük
bir kaplıca vardır. Bu suyun ağrılara karşı
faydası' tecrübe edilmiştir. Bu suya karışan bir
stı hem bu suyun terkibini bozuyor, hem de
hararet derecesini düşürüyor. Bu su temizlendi-
ği, bir havuz içine 'alındığı, ziyaretçiler için
de oturulabilecek, hattâ yatılacak mütevazı  bir >

yer yapıldığı takdirde köy sandığına-iyi .bir
varidat-temin edilmiş olacak ve bu şifalı sudan
daha ziyade istifade  edilmiş  olacaktın  , .

- 5 — Köyde konuşulan dil, dağ Türkçesldir.
Kadmlar ve çocukalrla ihtiyarlar, şehir Türkçe-
si bilmezler. Türkçe.bilen erkeklerin sayısı 30
dur. Tahsil ç&ğ.nda, 40 ı erkek, 60 çocuk vardın
Köyde bir kişinin dahi. okur yazarlığı yoktur.
Bu köy Çamurek ve Yukarı Harık köylerinin or-
tasindadm Burada açılacak bir okuldan bu üç
köyün çocukları istifade edebileceklerdin

0 — Harik: Hark: Ark.

7 — 35 ev ve 140 ı kadın olarak 230 nüfus.
_g — Köy ve civarında arkeolojik bir   eser
^rülp.ıemiştir.

III — Yukarı Harik:

1 — Doğuda Bank taşlı sırtları,  kuzeyde
Bes sırtı vardır. Arazi Kuzey-güney istikame -
tinde meyillidir. Bu arazide küçük inhidam sa -
halan görülür.
     '             ...

2 — Toprak, kumlu - killidir. Islah.maddesi

- davar gübresidir. Toprakların yarısı  sulanabi -
lin Randıman oldukça  iyidir: 1/7. Köy  içinde
koruculara tesadüf edilir. Dağlan ormanlık de-
ğil, fundalıktır. Az miktarda yabani elma ve e-

- rik, annut ve ceviz meyveli ağaçları vardın,En
çok buğday, arpa, darı.ve susuz yerlerde de gil-
gil ekilir. Buğday köyde sarfedilmez. Köylüler
arpa ve..darı . unlarmu kanşık olarak kullanırlar.
Sebze pek az yetiştirilir. Ziraat iptidaî tarzlarla
yapılır. Aileler kendi toprakları üzerinde çalı -

-1ar. Her ailenin davarı vardır. Davar yazın
yaylada ve kışın köyde barındırılır. Davarcılığa
ait sanatlar yağcılığa inhisar eder, bu da ancak
mahallî ihtiyaca kâfi gelir. Köylüler yemeklerin*
de çok yağ kullanırlar. Gıdalarının çoğunu hay-
vanı gıdalar te/-dl eder.

3 — İktisadî hayatın her safhasında  kadın
birinci derecede rol sahibidir. Halkı oldukça ça-
lışır bulduk. Buna rağmen hayat şartları çok ge-
ridir. .Eu. iktisadî zaruretlerin değil, bilgisizlik -
ten, görgüsüzlükten doğan bir neticedir. Kadın-
larda tesettür yoktur. Kıyafetleri diğer
köylerin-

  kinden farklı değildin Peşli entari, fes  "üzerine

'. sarılmış başörtüleri, ayni zamanda don  ödevim

■ gören şalvar ve ayakkabı. Fakat, ayakkabı köy

... içi için bir. ihtiyaç olmaktan ziyade köy dışı âçin

'//bilhassa şehir için mevzuu bahsolabilir. Dinî me-

/,  rasimler mevlit de ye cenaze merasimlerine -inhi-

.  sar eder. Köyde bu merasimlere aşina kimse de

yoktun Lüzumunda civar köylere başvururlar.

Köy civarında ziyaret yerleri'vardır. Bunlarda

hiç bir meiar yoktur. Buralanun hususiyeti siv-
ri olmalarmdadır. Buralarda kurban kesilir. Kur-
ban kesme ananesi hâlâ ve bütün kuvvetiyle ya-
şıyor. Fakat, üfürükçülük çoktan terkedilmiştir.

4 — Havası ve suyu iyidir. Sıtma hastalığı-
na pek az, diğer hastalıklara hiç tesadüf edil -
ınez. Tabiî ömür 70-80 din Vafiyat daha âok ço-
cuklar arasındadır. Yılın vefiyatı doğumdan
azdrı. Davarlar arasında uyuz, şarbon, da-
lak hastalıkları görülür. Bu hastalıklara ve
insan hastalıklarına karşı ne sihri, ne de ma-
hallî hiçbir tedbir alınmaz. Bu hal umumidir ve
her halde takdir edilmiye lâyıktır.

5 — Köylüler birbirlerile ve aile içinde
münhasıran dağ Türkçesiyle konuşurlar. Köy-:
de Türkçe bilenlerin sayısı, 5 şi kadın olarak
35, okur yazarların sayısı 3 ve tahsil çağın-
daki çocukların... sayısı 15, i kız olarak-40 dır.
Köy için ayrıca bir okula ihtiyaç yoktur. Aşağı
Harikte açılacak bir okula bu köyün çocuk-
ları da ve her mevsimde kolaylıkla devam edebi-
leceklerdir.

—  Harik: Hark: Ark.

- 7 _ Köyün 25 evi ve 105 şi kadm olarak
175 " nüfusu vardın   —__  «
       (

8 — Köyde ve civarında 'tarihsel kıymeti
haiz bir eser yoktur. Köyün~ mezarlığında, koç
biçiminde mücessem bir mezar taşı gördük.
Bunun üzerinde kama, at, tüfek kazıntıları
vardı. Gerek koç, gerekse bu kazıntılar iptidaî
bir kıymet taşıyorlar. Bu şekildeki mezar tas-
larına bu muhitte çokça tesadüf edilir. Bunlar,
çok defa, 'genç iken ölen erkeklere aittir. Taş,
ekseriyetle, doğu, batı istikametinde konur. Di-
limizde koç kelimesi, arslan kelimesi gibi er-
liği, cesareti sembolize eden. Bu taşlar vaktiyle
bu havalide hâkimiyet tesis etmiş olan Akko-
yunlularm mezar taşlarına bakılarak yapılmış
olsa gerek. Eskilerinin üzerinde yazı- ve. tarih
yoktur. Yenilerinde  bazan bulunuyor.    
:*l'\y"

IV '—  Ballıca  köyü:

1 — Köy; doğu-batı istikametinde uzanan .
ve . güneye meyilli arızalı bir saha . üzerinde,
çok dağınık olarak kurulmuştur. O kadar ki,
ev grupları arasındaki uzaklık 3,4 km. yi bu-
luyor. Köyün yedi mezrası vardır : Aşağı Bal-,
lıdere, Pirik, Değirmendere, Vroç, Ballıca, Hop,
Küre.
         '             -'U; ■-'"/

î — Köye ait  arazinin  3/5  şi orman ve
fundalık 1/5 şi ekilir ve 1/5 şi ekilmez arazidir.
Ekilebilen  topraklar  kumlu  - killidir. Bu top-

r?.k!ann randımanı şu!u topraklarda 1/12, su -
suz topraklarda 1/4 tür. Toprakların ancak
yarısı sulanabilir. Birinci derecede arpa, ikin-
ci derecede buğday ve sonra darı ekilir. Sebze
pek az yetiştirilir. Meyveli ağaçlardan yalnız
ceviz vardır. Az çok her evin davarı vardır. Çö-
kelek ve yağ yapılnv Yağ satılır. Yetiştirilen
mahsul köye her vakit kâfi gelmez. Adi tezgâh-
larda keçi kılından palaz dokunur. Köyün e-
kilebiîir toprakları azdır. Herkese kendi toprak-
ları üzerinde çalışır.

3 — Koy çok dağınık bir haldedir. Bu vazi-
yette içtimaî hayatın teessüsüne imkân ' yok -
tur. Köyde her aile başlı başına bir varlıktır. İç-
timaî tesanüt son derece zayıftır. Köylüler
her hâdiseyi tek Tanrıya " izafe ederler. Tan-
rı her şeye kadirdir, insanların elinden İDİr şey
gelmez. Derin bir tevekkül haleti içindedir-
ler. Dinî mahiyette yapılan merasim cenaze def-
ni merasimine inhisar eder. Köyde bu mera-
simi idare edecek adam bile yoktur. Kadın, ikti-
sadî hayatın hemen her safhasında ' rol alır.
Buna rağmen o zavallı bir mevkidedir. Kadınlar
ve erkekler diğer köylülerden farksız giyinir-
ler.  Kadmlar, yabancılardan bile kaçmazlar.

Köy şimdiye kadar seyitlerin, manevî ve
iktisadı nüfuzları altında yaşamıştır. Lâkin son
askerî barekettenberi ' seyitler köye gelmiye
cesaret edemiyorlar.-Okullu çocuklar seyitlere
Baş düşmandırlar." Onları, hükümete haber
vermekle korkutuyorlar. Bundan başka yeni ye-
tişenler dağ Türkçesini de antipatiyle karşı-
lıyorlar. * Okul, melmeketin bu köşelerinde diğer
yerlerde * mevcut olmıyan davaları halletmek
için, birinci derecede mevcudiyeti gerek bir dev-
let müessesesi  olacaktır.
                   .

' 4 — Köyün havası iyidir. Suyu da iyidir.
Fakat azdır. Salgın halinde hiçbir hastalık gö-
rülmez. Hayvanlar arasında da son yıllarda
hastalık görülmüş değildir. Bununla beraber, ev-
lerin, güneş ve hava almıyacak şekilde yapıl-
olmalan, köylülerin temizliğe hiç ehemmiyet ver-
memeleri yüzünden insanlar cılızdır. Bazı ev-
lerde tek odaların bir kısmı hayvanlara tahsis e-
dilmdştir. Uzun kış mevsiminde insanlar hay-
vanlarla beraber ayni çatı altında ve aynı hava-
yı teneffüsle yaşarlar. Hastalıklara, hattâ ya -
ralara  karşı hiç bir tedbir almazlar.

5'— Dil ' itibariyle bir farkları yoktur.
Şehir Türkçesi bilenlerin sayısı 20 , bir erkek
okur yazardır. Tahsil çağındaki çocukların sa-
yısı  15  şi   kız olarak 30 dur. İresi   kamunu

Köyün- 30  evi  ve -110 u kadj;,

merkezinde açiıacak bir okuldan huranın. çocuj^
lan  istifade  edebileceklerdir.
       . *

   6 :_.  Ballıca, Aşağıballıdere,  Değrimende"  '
re,  isimleri  açık Türkçedir. Küre:, körüğün"
'!$?
raz  değişmiş şeklidir. ^ Vaktiyle bu köy demir
cilikle geçinirrniş. Dağ  Türkçesinde  Küre^feij-
riîk demektir.  Vroç  ve Hop dağ Türkçesirçd,-■
susuz ve  havasız  mânalarına geliyor.  ' ■■;.

7
olarak 190 nüfusu vardır.

8" —  Köy  ve'  civarında tarihsel, bir * se;
yoktur.
         

'" ' 5 — Hodik  köyü:

1 — Köy, Dest sırtının  batıya  bakan  sal
hı  meyli üzerinde dağınık olarak kurulmuştur
Derelay deresi  batıdan  geçer.  Köyün iki me*
resi vardır; Begân, Garzik.

2  — Köye ait arazinin 4/5 şi orman ve nu-
ra, 1/5  şi  de  ekilebilir arazidir. Ekilebilen
b
ı azi  umumiytele kumlu - killidir. Topraklan,
yarısı sulanabilir. Toprakların  vasati  randıniû
nı  düşüktür, 1/4. Toprağın besleme  kabiliyet
ni arttırmak  için  yalnız davar gübresi kullar:.
1
hr.

. "En çok ekilen maddeler, arpa, buğday
dan. ve gilgüdir. Sebze yetiştirilmez, "korularda
ki ağaçlar kamilen meşe ağaçlarıdır. Meyve!.
ağaçlara tesadüf edilmez. Davar beslenir. Sütteii
yağ, kurut ve çökelek yapılır. Bunlardan yal-
nız yağ satılır. Kadınlar, gergef içinde cecim do-
kurlar. ! -  Cecim bir  nevi kilimdir. -

3 — Bu köy de diğer bütün köyler gibi db-
ğınık biı- haldedir. Bu   hal yaylada da böyledir.
Köyde hayat daima tek basma geçer.

Aile içinde nüfusu itibarile ailenin erke-
ği birinci derecede, kadın ondan sonra gelir. Ço-
cuklar, erkek ve kız tefriki yapılmadan, sevi-
lirler fakat bu sevgi, onların da hakları olabile-
ceğini tazammun etmez. Ev içinde çocuklara
henüz söz sırası gelmemiştir. Onlar da bur.,
çok iyi bildikleri için okul mevzuu on!cj\
büyüklerden fazla enterese ediyor.

Yaş kaydı olmaksızın, ailenin her fere:,
evin erkeğine itaatle mükelleftir. İç güveyilik u-
sulü yoktur. Evlenmeler mutlaka, ebeveynin,
bilhassa babanın rızasiyle yapılır. Evlemr.c
çağına gelen gençler evlenebilmek için müs-
kilât görmezler, bilâkis muhitten- teşvik görirr-
!er. Gerçi delikanlıların kızın babasına başlı.-:
adiyle bir miktar para vermesi âdettir, fakat be-
baîar bu paraların üzerine kendileri de pars.
koyarak müstakbel yuvayı kurarlar. Civar koy-

krle sihri münasebetler tesis  ederler.  Dinî ma-■„
hiyette  olan  merasimler   mevlût ve
  cenaze
merasimlerine inhisar eder. Köy, çok eskidenbe-
ri, seyitlerin  tesirlerinden  kurtulmuştur.

4 — Köyün havası ve suyu çok iyidir. Sal -
gın halinde hiçbir hastalık  görülmez.   Davar-
ları arasında   da   yakın yıllar içinde hiç  bir
hastalık  görülmemiştir.  Evleri   oldukça . sıh-
hîdir.  İnsanları  da  temizliğe biraz önem ve-
rirler.

5  —  Dil  itibariyle  bir  farkları  yok-
tur. ' 6  erkek  çocuk  ilçe merkezndeki okula
devanı ediyorlar.  Biz  bu  çocuklardan  küçük
sınıflarda  okuyan  bir  çocukla  konuştuk. Ço-
f  ~un  vatanî  bilgisini  çok  iyi  bulduk. Az,
fa^at net  biliyor.  Türkçe bilenlerin  sayısı, bu
çocuklarla ~ beraber,  33,  okur  yazarların sa-
yısı  ondur.  Ve  tahsil  çağında 15 şi kız ola-
rak 25   çocuk  vardır.  Kamun  «merkezinde
açılacak bir okuldan bu  çocuklar kolaylıkla  is-
tifade  edebileceklerdir.

6 — ......

7  — Köyün  25  evi  ve 90 ı kadın olarak
160  nüfusu vardır.

8  —  Köy  ve  civarında  tarihsel  bir e-
ser"  yoktur.
           :'

;   IV — Panan  köyü:

■ ' 1 — Doğuda îresi tepesi, kuzeyde Sotik
sırtları, güneyde Değirmendere, batıda Sap te -
peşi vardır. Köy, kuzey- güney istikame-
tinde meyilli bir saha üzerine kurulmuştur.
İki mezresi  vardır:  Zive, Hay.

2  —  Köye  ait  arazinin   1/5 i mezru,
1/5  i  fundalık,  3/5 i de gayri mezru haldedir.
Mezru topraklar ekseriyetle  killidir.   Toprak-
ların  1/3  i   sulanabiliyor.  Vasati  randıman
1/4  tür. En  çok  ekilen maddeler, önemi  sı-
rasiyle,  uğday,  arpa,  darı  ve gilgildir.   Az
miktarda sebze  ve  bostan  yetiştirilir. Köyde
yetiştirilen mahsuller  köyün  ihtiyacını  karşı-
lamaz.  Davar  beslenir.  Bazı  aileler  istisna
edilirse davarcılıktan  elde  edilen  gıdaî mah-
suller . ancak  mahallî  ihtiyacı  karşılayabilir.
Arı  ve  kümes  hayvanları  beslenir. Keçi kı-
lından  palaz , dokunur  ve  bu köyün başlıca
i]ıraç maddesini teşkil  eder.
       .  :

3  —  Bir  çok köylerde olduğu gibi.  ev ve.
davar işleri   kadınlara, çiftçilik işleri  de"  er -
keklere  aittir.  Bununla  beraber,  kadınların,
bazan çiftlik  işlerine  de  yardım ettikleri . gö-
rülür.  Halbuki  çiftçilik  işleri davar islerine
nazaran hem  daha  az  zaman  işgal eder, hem

de daha az yorucudur,. Bu., köy de,._ diğer ^köy-
lerde görülmiyen bir  hususiyet  var.   /^;ger~
köylerde evde  hakim  . .vaziyetinde  erkek' ol- '
duğu halde,  bu  köyde,  bu  mevki en yaşlı o-
lana evrilir.

Köyün güney batısında Düzgünbaba adını
taşıyan büyük bir ziyaretgâhı var. Halknv
rivayetine göre, bu zat Palu taraflarından gel-,
miş, Zive köyünde kalmış. Bir kış gecesi bu
:
tepenin üzerine, çıkmış. Burada ölmüş. Ken-
dişini öldüğü yere gömmüşler. Düzgün,-. :dağ
Türkçesinde, namuslu, temiz,- müstakim... ma-
nalarına geliyor. Halk bu ihtiyarın bu isme
elyak olacak kadar iyi bir insan olduğuna ..i-
nanmışlardır. Çok eskidenberi sık sık meza-'
rını ziyaretle kurban keserler ve düzgünba -
banın ruhunu memnun bırakarak dünyevî ve
uhrevî felâketlerden,' musibetlerden - masun
kalmak isterler. Diğer babalar da hep şark-
tan gelmişlerdir. Kendilerini de asıl yurdları
doğuda olan fakat adını bilmedikleri yer -
lerdir. Oraları çok güzeldir. Tanrı, boş dağ-
lar şenlensin diye onları buralara göndermiş-
tir. Hepimiz ayni yurdun, ayni ulusun ço-
cuklarıyız derler ve teessüfle ilâve ederler; bi-*
zi birbirimizden soğutan,_bizi birbirimize, düş--:
man yapan evvelâ din adâmîarı^sonra- ... da
memurlardır.-
          "^~  _ . ;  - ■"">   .....

4  — - Köyün  havası"  iyi,  fakat   suyu

*-*■■
iyi değildir ve azdır. Sıtma hastalığma...t
esadüf-:

edilir. Ancak bu hastalık hiçbir zaman sal-
gın bir hâl almaz. Davarlar arasında uyuz has-
talığı görülür. . Hastalıklara karşı mahallî de
hiçbir tedbir alınmaz. Hükümete haber ve -
rilir.

5 — Çocuklar ve kadınlarla, yaşları
fazla olanlar şehir Türkçesi bilmezler, şehir
Türkçesile ifadei meram edebilenler, 25 erkek-
tir. Kiç okur yazar yoktur. Tahsil çağında
10 u kız olarak 35 çocuk vardır. Köy için ay- ■
rica bir okula ihtiyaç" yoktur. İreside yapı -
lacak bir  okul bu ihtiyaca da cevap verebili
r.

-  6 — .;;../

7  — Köyün 30 evi ve 100 ü kadın'olarak

185... nüfusu, yardır.   ....      ■ ...:  -. .-.....

8 — Neolitik  sanatlara  ait  iki.  eser bul- -
duk.  Bunlardan  b:ri, uzunluğu 2,5 ve.genisli--
ği 1  metre, -derinliği de  50 santim  kadar, bey-
ziyüşşekil bir  taş,, diğeri--de kuyuların içine o-
yulmuş, üç  insanın yanyana  oturabileceği ce-
samette,  küçük  bir  ; oyuktur. Köylülere göre,

Değirmendere kıyısındaki  arazi   çok eskiden'
kamilen bağ halindeymiş. Birinci
: taş üzümden'
şıra  çıkarmak  için, ^ ikinci  oyukta   bağları '
bekliyen bekçiye    aitmiş. Biz.de buna ihtimal
verdik.  Hakikaten  birinci  taşın  bir  ucunda
bir delik var. Kayaya oyulan  oyuk ta bütün bu,
araziyi görebilecek  mevkidedir.

MERKEZ  NAHİYESİ :

I  — Geriş  köyü:

1  — Kuzeyde Munzurbaba,  güneyde, Kul-
has,  doğuda Ziyaret, batıda  Karamusa  tepe-
leri. Köyün, Bütan,   Dutağacı,  Değirmendere,
Munzurbaba, Dap adlan  ile  beş mezresi  var--
dır.
                                   1

2 — Köye  ait  arazinin 3/5 i fundalık,  2/5 I
i  de  mezru   arazidir. Mezru arazinin 1/3  ü
sulu, geri kalanı susuzdur.  Toprak killi  - kum-
ludur. Birinci  derecede buğday,  ikinci   dere-
cede arpa  ve  az  miktar da darı ekilir. Davar
beslenir. Yağ ve Sero  adı   verilenbir   nevi

peynir yapılır. Çuval, pals, ve cecim  dokunur.

3  ——

4 — Havası  ve  suyu iyidir.  Salgın  halin-
de  malarya -  ve diğer hastalıklar yoktur.   En
çok tesadüf  edilen  hastalık Trişindir.  Çok ço-
cuklu  ailelerin   sayısı_ fazladır. Hayvanlar a-
rasmda, yakın/"-yıllarda,  hastalık görülmemiş- '

tir.    r - ■ ^ -—

5 -— Kadınların çoğu ile  çocuklar  müstes-
na,  erkekler   şehir  Türkçesi  bilirler.  Okur
yazarların sayısı,  hayret  edilecek deecede çok-
tur: 25. Tahsil çağında, 30  u erkek -olarak 
:: 60
çocuk  vardır.  Bu köyün  okula  ihtiyacı var-
dır.  Burada  açılacak bir okuldan, Dizik, Kirik
köylerinin  de  çocukları  istifade  edebielcek -
lerdir.

6  — Geriş: Geri-ş: geri,  sırt. Dap  _ tepe.
II — Kalmam  köyü:

1  -— Kuzeyde  Beyaztaş,  güneyde Düz  -
günbaba  dağlan,  doğuda Zig; derin deresi, ba-
tıda  Ham:   Çadır   tepesi  vardır. Köyün bir
mezresi vardır: Kur: Kuru.

2 — Köye  ait  arazinin  3/5 i  çalılık, 1/5
i mezru, 1/5 i  de mera  halindedir. Ekilebilen
arazinin  ancak  1/3 ü  sulanabilir.  Topraklar
killi - kumludur. Bu  topraklar  pek  fakirdir.
Vasati  randıman 1/3 tür. En  çok arpa,  sonra
buğday  pek az  da  darı  ekilir. Az  miktarda
sebze yetiştirilir. Dut, erik gibi meyve  . ağaç -
lan  bulunursa  da  bunlar hem azdır,"hem de

yabani bir  haldedir.  Köyde çıkan  mahsuller
köylüye kâfi  gelmez. Köylü  çok "" defa hariç* -
ten  ..erzak  tedarik'  etmek  mecburiyetindedir.^
Az, çok,  her  ailenin  davarı vardır. Davar ya-
zın yaylada  ve  kışın  köyde ■barındırılır. Süt-
ten yoğurt,  yağ  ve  çökelek yapılır ve bu mad-
deler yerinde  sarfedilir.  Köylü  kadınlar  ke-
çi  kûmdan  palas ve telis dokurlar.  .
" '   3 — ......

4 — Havası  ve suyu iyidir.  Salgın  halin-
de hiçbir  hastalık  yoktur. Hayvanlar  arasın-
da uyuz  hastalığına  sık  sık tesadüf edilir. Bu
hastalık çok telefat  verir.   İnsan  ve hayvan
hastalıklarına  karşı  hiçbir   tedbir  almazlar.
Yaralara  karşı, tuzsuz" yağ  kullanılır.

5 __ Köylüler  kendi   aralarında ve evle-
rinde  hep dağ  Türkçesiyle  konuşurlar.  Ka -
dmlarla çocuklar  müstesna,  erkekler umumi -
yetle şehir Türkçesi  bilmezler.

Türkçe bilenlerin sayısı 10 dur. Bir ki-
şinin biraz okuma . yazması vardır. Tahsil ça-
ğında ' 10  u  kız  olarak 20 çocuk vardır.

6 — Kalmanı, köyü ilk iskân eden   âda -
mm adıdır  ve  bu ad Türkçedir.

3 —  Sayrik köyü:

1 — Kuzeyde  Vaseçin,  güneyde  Düzgün
da
ğları  bulunur. Doğu  ve batı  açıktır. Köy,
kuzey - güney -  istikametinde  meyilli  bir sa-
ha üzerine  iki  mezre  olarak kurulmuştur. Bu
mezreler birbirinden 1  km. mesafededirler.

2 — Köye  ait arazinin  4/5 i fundalık  ve
çalılık, geri kalanı da ekilebilir  arazidir.   Bu
kısım susuzdur.  Yağmurlu yıllarda  randıman
.1/6  ya-   kadar   yükselebilir.     Yağmursuz
yıllarda ise  1/3  e kadar iner. Topraklar killi
.."
kumludur.  En çok arpa ve buğday yetiştirilir.

"Bu mahsuller köyün ihtiyacını karşılayamaz. Da-
var beslenir, biraz da sebze yetiştirilir.

3 — ......

4 — Havası ve  suyu iyidir. Yaz mevsimin-
de tek tük sıtma hastalığına tesadüf  edilirse de
bu  hastalık hiçbir zaman  aslgm  hal   almaz.
Çok çocuklu ailelerin miktarı fazladır.  Hayvan-
lar arasında uyuz hastalığı çok  görülür. İnasn
ve hayvan  hastalıklarına karşı  mahalli bir ted-
birleri yoktur. Köy evleri tamamiyle gayri sıh - ■
hîdir. Evlerin hemen yanında bulunan gübre yı-
ğınları köyün sıhhatini tehdit edebilir.

5 — Dü bakımından bir hususiyeti yoktur.
10 kadın ve 30-erkek şehir Türkçesi  bilirler. 2
erkek okur yazardır. 1 i kız olarak 35 çocuk tah-
sil çağındadır.

g _ Say, yahut Saur, dağ Türkçesinde elma
anlamına geliyor. İk, sıfet eklentisidir. Sayrik,
elmalı yer manasına geliyor.

4 — Sap köyü:

— Bu köy dört mezre halinde ve çok da-
ğınık bir haldedir. Mu mezreler, Sap, kem, Al-
çık, Değirmenderedir. En uzak mezrenin arası
3  km. yi bulur.

2 — Köye  ait arazinin 1/5 i mezru, 1/5  i
gayri mezru, 3/5 i de çalılıktır. Topraklar ekse-
riyetle killidir. Ayni zamanda susuz olan bu top-
raklarm randımanı çok düşüktür. 1/3. En  çok

arpa ve buğday ekilir.' Mahsul mahallî ihti-
yaca kâfi gelmez. Halkın büyük bir kısmı -ha -
r'oten erzak satm alır. Davar, kümes hayvanları
v arı beslenir. Yağ, köyün en önemli ihraç mad-
desidir. Kadınlar  keçi  kılından palas  ve telis

dokurlar.

3 __

4 — Köyün havası  ve  suyu iyidir. Fake:
suyu gayet azdır. Köyde, bazan tifo  hastalığına
tesadüf edildiğini öğrendik. Hayvanlar arasında
uyuz  hastalığı  çok telefat yapar. Hastalıklara
karşı, hükümete haber vermekten başka bir ted-
bir  almazlar.
         .   t

. 5 — Dil bakımından diğer köyler gibidirler.
Türkçe bilenlerin sayısı 40, okur yazarların sa-
yısı,-28, talısil çağındaki çocukların sayısı da 10
u kız olarak 30 dur. Köyden İlçe merkezine
olan mesafe 4 km. dir. Bu köyün çocukları ilçe
okulundan faydalanabilirler.  ^  - '"  *■"*;

6  — Sap, tamamiyle Türkçe olan bir keli-
 ledir. Kem, dağ Türkçesinde,  eksik  manasına
geliyor. Alçık:  Al-çek.  Tamamiyle  Türkçedir.
Buraya  bu a dm verilmesine sebep iskâna elve-
rişli olmamasıdır.

V  — Hoşun köyü:

1 — Köy, kuzey, güney istikametinde me -
yilü bir
saha üzerine dağınık olarak kurul-
muştur. Civardaki belli başlı arızalar, Kuzey -
de Hamik dağı. Bu dağın en yüksek tepesi de
ayni adı taşır.'Bu ad, Adem oğlu Hama izafe
edilmiştir. Fakat ne vakit ve ne münasebetle iza-
fe edildiği bilinmiyor.

2 — Arazinin 1/5 i mezru, 4/5 i de çalılık
halindedir. Topraklar ekseriyetle killi ve sulu-
caır. Vasatı randıman 1/5 tir. Bu topraklar ıs -
lah edilirse  bir derece yükselebilecektir. Bugün

. -bu nisbet gübre vasıtasiyle biraz arttırıl abiliyor.
En çok buğday, arpa . ve d^rı ekiliyor. Her a-
ile kendi ihtiyacı için sebze yetiştirir. Davar va-
ziyeti diğer  -;öylerinki gibidir. Yoğurt, yağ  ve

çökelek.yapılır. Yalnız yağ satılır. Kadınlar ke-
çi kılından cecim ve palas dokurlar. "Şâkölari
mezresinde bir dere içinde altun madenine te-
sadüf edilmiş ve numuneler tahlil için Anka-
ra Maden Tetkik Enstitüsüne gönderilmiştir.
j_

4 — Diğer köylerden farkb bir hususiyet ar-
zetmez.
                         .

5 — Dil vaziyeti de diğer köyler gibidir. Şe-
hir Türkçesi bilenlerin sayısı 70, okur"  yazarla-
rın ise, ilçe okuluna giden 15 çocukla  beraber,
40 tır.  Tahsil çağında, 20 si kız olarak 50 çocuk
vardır. Köy  ilçeye çok yakındır.  Köy çocuk .
lan bu okuldan pek kolaylıkla istifade e
debilir-
ler.

6 — Hoşun; Hoş-um. Şakolan, Şako adlı bi-
rinin adına izafe edilmiştir. Plüge, Pîü: tepe, be-
yaz. Plügevr, beyaz tepe. Hormek: Yamaç.  «.

VI Rolik' köyü:

1 — Köy., yüksek dağlar  arasına  sıkışmış
dar bir   saha  üzerine  kurulmuştur.  Doğuda
Boncuk,  güneyde Hamik, kuzeyde Kırmızıtepe
dağları vardır. Köyün, Şükân, Dipdere, Boncuk,
Fatan adlarile dört mezresi vardır.

2  — Arazinin 3/5 i orman ve çalılık, .1/5 i
mezru, 1/5 i de  meradır.  Topraklar  kamilen
killidir. Ekilebilen toprakların_yarısı sulanabilir.
Randıman, susuz arazide 1/3,  suUr- arazide 1/5

-tir. En çok buğday, arpa ve darı ekilir. Bu.mah-
sul köyün ihtiyacını karşılayamaz. Ormanla-
rında yalnız, .meşe ağaçları bulunur. Meyveli a-
ğaçlar azdır. Bunlar erik ve vişnedir. Davar
itibarile bir  hususiyeti yoktur.

3  — .......

4 —  Diğer  köylerden  ayrı  bir hususiyet
arzetmez.

5—20  erkek  şehir  Türkçesi bilir;'O -
kur yazarların sayısı, ilçe okuluna giden 6" çb -
cukla beraber,  10  dur.  Tahsil  çağında, 20 si
erkek olarak 30 çocuk vardır. .
\U —  Azgılar  köyü:

1 —  Köy,  kuzey-güney  istikametine  me.
yilü bir  saha . üzerine ve  dağınık  olarak ku-
rulmuştur. Bir mezresi vardır.  Pohos.  Burası

Azgılara 7-3 km. Uzaklıktadır. Kuzeyde Kevl
yahut Gevr, Doğu güney doğuda Hamik dağ-
lan  bulunur.

2 — Köye ait  arazinin 3/5. i  çalılık, 1/5 i
mera ve geri kalanı ekilebilir arazidir. Toprak-
ların-, ancak yarısı sulanabilir.  Ekseriyetle  killi
olan toprakların vasatı ranc!imanı 1/4 tür.. En çok
arpa, buğday, darı ve gilgil ekilir.
Bu mahsul? -

 nclan zahire-almak mecburiyetindedirler.-. Hay -
van durumu diğer köylere benzer., Meyvg ağaç-

:  larina pek-az tesadüf--edilir. ' v >-:^M&f^^Mf^t'

   3 — ..

 4 — Köyün havası ve suyu iyidir. Sıtma
hastalığı .salgın halinde değildir. Evlerini.-.gayri
sıhhî olmasının köy için pek fazla ^tesiri, olmâ;
r
makla beraber, köylüler, ömürlerinin kısa ofdu-
ğunu, bilhassa kadınların pek genç yaşlarda öl-
düklerini söylediler. Maddî bir ""sebep" bulamama-
ları köylüleri, bu elim vaziyeti manevî sebepler-
le'izaha sevketmiştir. Bu itibarla lüzumundan
fazla mütevekkildirler.
           :

6 — Köye eskiden. Azgınlar denirmiş. Bu
Şehir Türkçesi bilenlerin sayısı on beşi geçmez."
İlçe okuluna giden 4 çocuk dahil olduğu halde,
okur yazarların sayısı '8 dir. Tahsil çağında, onu
kız olarak 30 çocuk vardır. Köy ilçeye çok ya -
kmdır. Çocuklar ilçe okuluna pek kolaylıkla gi-
debilirler.

6 — Köye  .^eskiden Azgınlar denirmiş. Bu
haliyl
e kelime tam Türkçe bir kelimedir.

 

Bir ay kadar süren tetkik ve telkin gezimiz
çok iyi şartlar içinde .geçti. İlçebay ve -Kamun -.
bay arkadaşları bu seyahatimizle -çok yakından*
alâkadar oldular. Köylüler bizi  sevgi "ve saygı
duygularile karşıladılar. Gittiğimiz  Jköyîerde
hU
rer. gece* kaldık. ÇünîTür köylülerle ancak akşam-
lan temas edebiliyorduk. Köylülere rasgeldiğimiz
zamanda ve yefde telkine başlıyorduk: Biz, Size
verilen mevzular üzerinde, konferans verir gibi
söz eöylemedifc.*
1 Bu" mevzular üzerine'oAîa^Ia be-

 

raber egiJöik.  Köylüler bizi, kendilerinin hiç ,te ""
'_bilmedikleri şeyleri öğretmek için gelenler va -'
. ziyetlnde değil, memleket meselelerini beraber -;;\ı
ce düşünme ve nihayet bazı noktaları tenvir mis-"*
yoniyle gelmiş   olanlar  vaziyetinde ^ buldular.
Köylülere şefkatle ve hürmetle muamele^ ettik. ■
Fakat, bu hareketimizin .hiç bir'zaman-ormkabe - .
fv leşiz* kalmadığını söylemeli^z.^Ni^yet.^Jcöyîü'- 
'"' lerin hepsini, devlete karşı "iyi niyetlerle .meşbu
bir ruhî halet içinde bulduk. Seyahate çıkarken
kendimizi, Afrika ortalarına coğrafî ve sosyolo-
jik tetkikler için giden Avrupalı seyyahlar san -
dik. İptidaî cemaatlarla, karşı karşıya, geleceğiz-
inizi. ve şimdiye kadar biliröniyen şayanı hayret"  .
peyler göreceğimizi.tahmin etmiştik. lîalbuki bjr.
ây kadar süren bu seyahatte bambaşka bir. haleti
ruhiye ile döndük. Bu sayahatten halkı
} mümkün -
olduğu .kadar faydalandırmıya çalıştık. Bizim .is-
tifademiz daha fazla oldu.   .
         . -""   _.
Hülâsa oîaraic söylemek icap ederse, masum,
zeki, müstait ve katiyyen mutaassıp olmıyan in-
sanların yaşadıkları bu muhitte devrim yapmak
hiç te sor olmıyacaktır. Bu insanlar da kendi kan
larını taşıyan büyük kütlenin her türlü ihtima -
mma lâyıktırlar.

.. Raporumuza son-verirken bu seyahatimizde
yardımlarına nail olduğumuz -Nazimiye İlçebayi'':
Bay H. Arıkana,Hakis Kaınunbayı Bay Tevfik'e,
İresi Kamunbayı Bay H. Dicîeye teşekkürü, ve:
Memleketi tanımak fırsatını bize bahşeden say?^. '
Generalin e
llerini öpmeyi-bir borç biliriz/ -';.-.
ü>: -V;^

jÇarsarcak Başöğ.. V. -  .  ^  -Har^ut Baş8g.;^ii:?^
;j ■ Hayrettim
Ö%T)AL x"° 1 -::f "^'■^ecip^E&BEM -;-.; 'f"'^