Dersim Bayragi..
Sey Riza

Dersim jenosidini
Anma Gunu
Her Yil

12 Temmuz

baner

ATATÜRK DÖNEMİNDE BÖLÜCÜLÜK VE BÖLÜCÜLÜĞE KARŞI TBMM'CE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Yrd.Doç.Dr.Öğ.Bnb. Suat AKGÜL

"Bir milletin başarısı, mutlaka bütün millî güçlerin bir istikamette oluşması ile mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, aynı esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim."

Türkiye'nin doğusunda Osmanlıdan günümüze önderliğini, ağa, bey, şeyh, seyit gibi dinî veya feodal kişilerin yaptığı, çoğu zaman da dış güçler tarafından desteklenen çeşitli sosyal olayların olduğunu görmekteyiz. Bunlar bazen ciddî boyutlara ulaşan ayaklanmalar olduğu gibi bazen de vergi vermeme, askere gitmeme gibi mazeretlerle ortaya çıkan gerginlik olarak görülmüştür.

Bugün Irak, İran, Suriye ve Türkiye topraklarında dağınık olarak yaşayan ve kendilerine "Kürt" adı verilen bu unsurların en azından Türklerin Anadolu'ya kitleler hâlinde gelmesinden itibaren bin yılı aşkın ortak bir tarihe, ortak bir kültüre sahip oldukları ortadadır. Hatta Türk soyundan geldiklerine inanan ve "Kürt" adını bir ulus adı olarak kabul etmeyen bu soydaşlarımız "Biz Horasan erleriyiz", "Horasanlı Ahmet Yesevi'nin torunlarıyız", "Biz Akkoyunlu Uzun Hasan Beyin buraya yerleştirdiği Oğuzlarız" diyerek Türklüklerini vurgulamaktadırlar.

Ancak doğudaki sosyal ve aşiret hayatı, ağa, şeyh, seyit gibi sosyal kurumlar bölge insanını istismara açık bir hâle getirmektedir. (1) Bu da çoğu zaman dış güçler tarafından yönlendirilen ve Türklerin birlik ve bütünlüğünü zedeleyici tertiplerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

Bu bakımdan ATATÜRK döneminde, Doğu Anadolu bölgesinde meydana gelmiş irili ufaklı olayları gözden geçirerek, olayların önlenmesi ve bir daha tekrar etmemesi için öngörülen çözüm öheliİErjpPıhce1e;mekte fayda vardır.\Cozjurif önerileri çeşitli raporlarla devletin her türlü kademesine sunulmuştur. Ancak özellikle TBMM'de konuşulan, tartışılan ve karara bağlanan görüşmeler ışığında meseleyi incelemek gerekmektedir.

I. ATATÜRK DÖNEMİNDE BÖLÜCÜLÜK

A. Millî Mücadele Dönemi

Mondros Mütarekesi'nden sonra Osmanlı Devleti'nin zor durumundan yararlanmak isteyen İngiltere, İstanbul'da birtakım Kürt cemiyetlerinin kurulmasına destek verdi. Bunlardan Kürt Teali ve Terakki Cemiyeti önemli yer tutar.

Bu cemiyetin kurucuları arasında Ayan üyesi Seyd Abdülkadir, eski Hicaz Valisi Babanzade Mustafa Zihni, Bedüizzaman Molla Saidi Nursi gibi kişiler de vardır.

Cemiyetin gayesi Kürtlerin genel çıkarlarının gözetilmesi ve millî davanın desteklenmesi, bu gayeye ulaşmak için dergi, gazete, kitap yayınlanması; Kürtçe eğitim verilecek okulların açılması idi. Cemiyet daha sonra Elazığ, Malatya, Diyarbakır ve Muş'ta şubeler açtı. Diyarbakır'daki şube Kürt Kulübü olarak faaliyet gösterdi.

Kürt Teali ve Terakki Cemiyeti, Kürtçü emellerini gerçekleştirmek amacıyla Seyyid Abdülkadir'in başkanlığında bir komite teşkil etmiş, 1919 Ocağında İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiserliğine başvurarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Mezopotamya ve Güneybatı İran'da bir Kürdistan kurulması için destek talep etmişlerdi. Bu amaçla hazırladıkları bir muhtırayı İngiliz Yüksek Komiserliği ile İstanbul'daki İtilâf devletleri temsilcilerine vermişlerdir. (2) Öte yandan Kürt cemiyetleri, Türklerin kaderi ile ilgili çok önemli bir toplantı olan Paris Barış Konferansı'nda Ermeni grupları ile birlikte hareket ettiler.

20 Kasım 1919'da barış konferansına, Ermeni Millî Delegasyon Başkanı Bogos Nubar ve Dr.H.Ohanciyan ile birlikte Kürt Millî Delegasyonu Başkanı Şerif Paşa "Birleşik bağımsız Ermenistan ve bağımsız kürdistan" konusunda birlikte bir önerge verdiler. (3)

Bu dönemde fâaliyet gösteren diğer Kürtçü cemiyetler ise şunlardır: Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti, Kürt Milliyet Fırkası, Kürt Teşkilâtı, İçtimaiye Cemiyeti, Kürt Tamimi Maarif ve Neşriyat Cemiyeti, İstanbul Kürt Kadınlar Cemiyeti, Kürt Millî Fırkası, Kürt Hoybun Cemiyeti, Hevi Kürt Talebe Cemiyeti. (4) 1920'den sonra İstanbul'da kurulan Kürtçü dernekler faaliyetlerini sürdürememişler, taraftarlarından bir kısmı Suriye'de faaliyet gösterecek olan Hoybun Cemiyetine katılmışlardır. Hoybun Cemiyeti, Taşnak Ermeni örgütü ile iş birliği içine girmiş ve kendilerine Taşnak Ermenilerince lojistik destek sağlanmıştır. (5)

İstanbul'da İtilâf kuvvetlerinin kanatları altında faaliyet gösteren Kürtçü teşekküller, Türk ordusu doğuda Ermenilerle batıda Yunanlarla yaptıkları Birinci ve İkinci İnönü savaşları sırasında Güneydoğu Anadolu ile Anadolu'nun merkezinde Ali Batı ve Koç-giri gibi isyan hareketlerine girişmişlerdir.

Bunlardan Ali Batı adındaki bir kişi İngiltere'nin teşvikiyle Güneydoğu

Anadolu'da bir isyan başlattı. Ayaklanma Mardin ve civarında ciddî boyutlara ulaştı. Türk ordusunun ısrarlı takipleri sonucunda Ali Batı ve adamları etkisiz hâle getirildi. Ali Batı ihanetini 18 Haziran 1919 tarihinde hayatı ile ödedi. (6)

Mondros Mütarekesinden sonra Güneydoğu Anadolu'nun bazı bölgelerini işgal eden İngiltere ve Fransa bölgedeki asi aşiretlere de cesaret verdi. Bunlardan Garzan'daki Bahtiyar aşireti lideri Cemil Çeto isyan etti. 20 Mayıs 1920 tarihinde başlayan bu isyan 7 Haziran tarihinde kısa bir sürede Türk ordusunca bastırıldı. İsyanın elebaşıları teslim olmak zorunda kaldılar.

Cemil Çeto'nun isyanı bastırılırken 1 Haziran 1920 tarihinde Viranşehir civarında Millî aşireti de isyan etti. Türk ordusunun düşmanla, ve isyancılarla mücadele etmesini fırsat bilen asiler Viranşehir'i işgal ederek Karakeçili aşireti ileri gelenlerini katlettiler. Türk ordusunun bölgeye gelmesi üzerine asiler büyük kayıp vererek, isyana son vermek zorunda kaldılar. Kurtulanların bir kısmının Suriye'ye sığındığı bu aşiretin isyanı 8 Eylül tarihinde sonuçlandırıldı. (7)

Türk Millî Mücadeie'si boyunca Doğu Anadolu'nun tanık olduğu en önemli isyan hareketi Koçgiri İsya-nı'dır. Koçgiri aşireti reisi Haydar Bey, Kürt Teali Cemiyeti üyesi idi. Sivas'ın

doğusunda Ümraniye (İmranlı) civarında faaliyete geçen Haydar Bey burada bir gazete çıkarmaya başladı. Ancak bu bölgedeki Kürtçü faaliyetlerin gerçek lideri Alişir idi. (8)

Alişir, 1920 Martında Tunceli'de Ovacık ve Hozat'ta halka propaganda konuşmaları yapıyordu. Alişir İstanbul'dan Kürt Teali Cemiyeti lideri Seyyid Abdülkadir'den çeşitli gizli talimatlar almaktaydı. Kendisine bu işte kuryelik görevi yapan Koçgiri'nin Ar-mudan köyünden Mıgırdıç isminde bir Ermeni yardım ediyordu. Alişir ayrıca Ruslarla da gizli faaliyetler içerisindeydi. (9)

Alişir, Koçgiri aşireti reisleri Alişan ve Haydar Beylerden aldığı destekle 150 kişilik bir kuvvetie Kemah'ta soygun ve yağmacılığa başladı. (10)

Baytar Nuri, Karmanlı Nuri gibi kişiler de isyana destek verdiler. Böylece bu isyan hareketi Tunceli ve Erzincan bölgelerinde genişlemeye başladı. Durumun ciddîyetini anlayan TBMM Hükümeti batıda Yunan işgal kuvvetleriyle uğraşırken bu kez de arkadan vurulma tehlikesiyle karşılaşmıştı.

Bunun üzerine toplanan Türk Hükümeti, 13 Martta Merkez Ordusu Komutanı Nurettin Paşayı Koçgiri İs-yanı'nı bastırmakla görevlendirildi. 11 Nisan 1921 tarihinde başlayan bastırma hareketi kısa sürede başarıya ulaştı. Alişan Bey ve arkadaşları bü-

tün bölgelerde büyük bir yenilgiye uğradılar. Alişan Bey ve çevresindekiler 17 Nisan 1921'de hükümet kuvvetlerine teslim oldular. (11)

İkinci İnönü Savaşı ile uğraştığımız ve genel bir Yunan taarruzunun başladığı sıralarda gelişen bu isyan böylece son buldu. İngiltere ve Yunanlar tarafından desteklenen bu isyan hareketi Türk devleti kritik bir durumdayken fırsattan yararlanmayı amaç ediniyordu.

B. Cumhuriyet Dönemi

Bu dönemde irili ufaklı çeşitli olaylar olmuştur. Bunlar:

Nasturi İsyanı (12)

Jilyan Harekâtı (13)

Şeyh Sait İsyanı (14) (15)

Seyit Taha ve Seyit Abdullah Baskını (Birinci Şemdinli Baskını) (16)

Reskoyan ve Roman Harekâtı (17)

Eruhlu Yakup Ağa ve Oğulları İsyanı (18)

Güyan İsyanı (Çölemerik Baskını) (19)

Haco İsyanı (20)

Birinci Ağrı İsyanı (21)

İkinci Şemdinli Baskını (22)

Koçuşağı Aşireti İsyanı (23) (24) (25)

Hakkari İsyanı (Beytüşşebap Baskını) (26)

İkinci Ağrı İsyanı (27)

Bicar Harekâtı (28)

Jilyanlı Resul Ağa İsyanı (29)

Zeylan (Zilan) İsyanı (30)

Tutakh Ali Can İsyanı (31)

Üçüncü Ağrı İsyanı (32)

Pülümür İsyanı. (33) (34) (35)

Oramar İsyanı - Barzan Şeyhi Ahmet İsyanı (Üçüncü Şemdinli Baskını) (36)

Buban Aşireti İsyanı (37)

Abdurrahman İsyanı (38)

Abdülkuddüs İsyanı (39)

Sason İsyanı (40) ve

Dersim/Tunceli İsyanı (41)'dır.

II. ATATÜRK DÖNEMİNDE BÖLÜCÜLÜĞE KARŞI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

A. Sosyal ve Kültürel Çözüm Önerileri

1. "Türk ve Kürt denen aslen bir olan bir millet olmamak için hiçbir sebep mevcut olmayan insanlar; Türkiye halkını teşkil ederler." ifadesi insanlarımız arasında yerleştirilmelidir.

a. Kendilerine Kürt denen insanların arasında bir azınlık olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan tüm vatandaşlar gibi eşit haklara sahip oldukları belirtilmeli ve gösterilmelidir.

b. Yüzyıllardır bir arada yaşayan insanlarımız düşünce ve değer yapılarında birbirinden ayrılmaz derecesinde benzerlikler olduğu ortaya konmalıdır.

2. Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde asırlardır idaremiz altında yaşayan insanlarımızı yeterince iyi tanımıyoruz. Bu yüzden milletler arasında aleyhimize yapılan propagandalara karşı duramadığımız gibi Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki insanlarımız arasında da birbirlerini iyi tanıyamamaktan doğan çatışmalara sebebiyet verilmektedir. Bu durumların giderilmesi gerekmektedir.

a. Üniversitelerimiz tarafından bölgenin tarihi incelenerek "millî tarih bütünlüğü" içerisinde değerlendirilerek yayınlanmalıdır. Burada il il veya bölgeler hâlinde incelemeler yapılmalıdır.

b. Bölgedeki insanlarımız arasında sosyolojik, etnografik alanda incelemeler yapılarak, Türkiye genelinde yayınlanmalıdır.

c. Tarihî alanda yapılacak olan çalışmalarda, İngiltere ve Fransa'nın Musul ve Suriye sorunu dolayısıyla uyguladıkları Türk-Kürt, Türk-Nasturi ayrılıklarına dayanan siyasetleri de belgelerle açıklanarak, bugünkü sorunların kaynakları aydınlatılmalıdır.

d. Türk ve Kürt diye adlandırılan insanların aynı soydan geldikleri bilimsel olarak ortaya konmalıdır.

3. Bölgede eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına önem verilmelidir.

a. İlkokullar tüm yerleşim birimlerinde yer almalıdır.

b.  Dağınık yerleşim birimlerinde eğitimin zorluğuna karşılık gece okullarının açılması sağlanmalıdır.

c. Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Ur-fa vb. ziraatin önemli olduğu yerlerde ziraat okulları açılmalıdır.

d. Meslek ve teknik okullar ihtiyaç duyulan yerlerin özellikleri belirlenerek açılmalıdır.

e.  Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da halkın eğitilmesi için, öğretmen ve sağlık okullarında gezici kültür komisyonları kurulmalıdır.

f. Doğu bölgesi için, Van Gölü sahillerinin en güzel bir yerinde her şubeden ilkokullarıyla, orta öğretim ve nihayet üniversiteleriyle bir kültür şehri kurulmalıdır.

g. Okul yaşında olmayan yetişkinlerin yetiştirilmelerine önem verilmelidir. Onlara okuma, yazma yanında Cumhuriyet, vatandaşlığın esasları, seçim haklarının önemi öğretilmelidir.

B. İdarî Çözüm Önerileri

1. "Hükümetlerin zümreler dâhilinde bir tek dayanağı vardır; o da düşüncelerde ve kalplerde elde edilen mevkidir." düşüncesi hükümetin halkı idare etmede temel politikası olmalıdır.

2.  "İnsan partisinin adamları ile hükümet eder, fakat memleket için hizmet edilir." siyaseti rehber edilerek, bölgede particilik düşüncesiyle vatandaşlar arasında ayrımcılık yapılmamalıdır.

3. Memlekette sözü dinlenecek bir zabıta, emri infaz edilecek bir Hükümet, verdiği kararların infazına ve meşruyetine inanılacak bir Meclisin varlığı kaçınılmazdır.

4. Dahilî tehlike; içinden yanan bir yangın gibidir. Meclis ve hükümet bu yangının patlamasından önce, sebeplerini önceden keşfetmeyecek ve gerekli tedbirleri almayacak olursa, yangın geldikten sonra çoğunlukla tedbir almaya vakit ve imkân kalmaz. Bunun için sorumlu kuruluşlar bir araya gelerek sorunu incelemeli ve bir devlet politikası olarak belirlenecek tedbirler uygulanmalıdır.

5. Milletvekilliği, belediye başkanlığı vb. seçimlerde hükümetin taraf tutar bir mahiyette müdahaleleri olmamalıdır.

6. Alınacak tedbirler; adalet, emniyet ve asayiş temellerine dayandırıl-malıdır.

7. Bir bölgede 1300 seneden beri ağalık düzeni var ise, orada idare olmaz, mülk olmaz anlayışı ile hareket edilerek ağalık düzenine son verilmelidir.

a. Toprak reformuna gidilerek, bölgede topraksız çiftçi bırakılmamalıdır.

b. Tarım ve hayvancılığın yanında sanayi ve ticaret de geliştirilerek insanların geçim kaynakları çoğaltılmalıdır.

c. Devletin otoritesi; kanunlarıyla birlikte her yerleşim biriminde ağalığın gücüne karşı yerini almalıdır. İdarenin girmediği hiçbir yerleşim alanı kalmamalıdır.

8. Özellikle Güneydoğu vilâyetlerimizde göçebe ve aşiret hayatı yaygındır. Devletin eğitim, sağlık, imar vb. temel hizmetlerinden yoksun durumdadırlar. Hatta nüfus cüzdanı ve resmî nikah gibi işlemler de yapılamamaktadır. Bu durumdaki insanların durumlarında iyileştirmeler yapabilmek için aşiret yapısını kırmak ve bu insanlarımızı tarıma ve hayvancılığa elverişli boş alanlara yerleştirmek gereklidir.

9.  Merkezden uzak ve idarenin zor olduğu illerde genel valilikler teşkil edilmelidir.

10.  Dağınık mezra düzenindeki yerleşimler birleştirilmelidir.

11. Geniş alanlara yayılmış köylerden yeni ilçe idare teşkilâtları meydana getirilmelidir.

12. Köyleri esaslı bir hükümet idaresi merkezi hâline getirmek gereklidir. Çoğu köylerde hükümetin me-

murları çoğaltılmalı ve devletin otoritesi memuruyla, yapılarıyla, hizmetleriyle gösterilmelidir.

13. Halkı kendimize kazanmak istiyorsak adaleti sağlamalıyız.

a. Çıkarılacak kanunlarda kolaylık, çabukluk, açıklık ve kesinlik esas alınmalıdır.

b. Uygulanacak yaptırımlarda suçlu ve suçsuzlar dikkatle birbirinden ayrılmalıdırlar.

14. Doğu ve Güneydoğu illerinde görev yapacak memurların seçiminde çok dikkatli davranmak gereklidir.

a.  Memurlar halkın kalbinde, ruhunda hürmet kazanmakla başarılı olacaklarını bilip, korku ile bir yer edinmeye çalışmamalıdırlar. Kanun gücünü korku aracı olarak kullananlar anında değiştirilerek ve hesap sorularak halka güven aşılanmalıdır.

b. Memurlar görev yaptıkları yerlerde yöresel güçlerin değil, halkın hizmetinde olduklarını unutmamalıdırlar. Yöresel güçlerin baskı ve rüşvetle memurlara nüfuz etmeleri önlenmelidir.

c.  Polis ve jandarma görevlileri yüksek eğitim görmüş ve bölgenin özelliklerine uygun olanlar arasından seçilmelidirler.

d. Yüksek okul mezunlarının mükellef askerlik hizmetinden muaf tutulmaları karşılığı köy öğretmenliği ile mükellefiyetleri sağlanmalıdır.

e.  Hükümetin lüzum göstereceği yerlerde üç sene hizmet edeceklerini taahhüt edenlerin okul masraflarının devletçe karşılanması gereklidir.

f. Memurların Doğu ve Güneydoğu vilâyetlerimizde görev almalarını

teşvik etmek amacıyla durumlarında iyileştirmeler yapılmalıdır:

(1) Maaş ve ücretler arttırılmalıdır.

(2) Lojman yapımı ile konut hiti-yaçları giderilmelidir.

(3) Güvenlikleri sağlanmalıdır.

(4) Dinlenme ve eğlence ihtiyaçlarına yönelik tesisler yapılmalıdır.

(5) Çocuklarının eğitim imkânları burslar ve krediler yoluyla kolaylaştırılmalıdır.

15. Dini alet olarak kullanıp, millî varlığımızı tehlikeye düşürmek isteyenlere karşı mücadele edilmeli, dinî konularda bölge insanları arasında çatışma ve ayırımcılığa yer vermeyecek bir politika izlenmelidir.

a. Yol, su, elektrik ve imar hizmetleri çalışmalarında mezhep farklılıklarına göre ayrıcalıklara gidilmemelidir.

b. Devlete memur ve işçi alımlarında eşit şartlar sağlanmalıdır.

c. Dinin siyasete karışması anlamına gelebilecek çalışmalar engellenmelidir.

16. Bir imar politikası oluşturularak, özellikle bölge insanlarının hiç olmazsa yaşadıkları evlerinin temiz ve sıhhî bir şekil alması sağlanmalıdır.

C. Siyasî Çözüm Önerileri

1. Yıllardır, Fransa, İngiltere, Almanya ve Amerika Birleşik Devletlerindeki Kürtler ile ilgili çalışmalar ve aleyhimizdeki tutumlar araştırılarak, bu konuda ilgili devletler nezdinde gerçekler anlatılarak siyasî ağırlığımız hissettirmelidir.

2. Güveneceğimiz tek şeyin kendi kuvvet ve kudretimiz olduğu düşünülerek yabancıların bölgedeki kültürel

misyonerlik çalışmalarına son verilmelidir. Özellikle bölgeye turistik gezi, araştırma ve yardım amacıyla gelenlerin aleyhimize çalışmalarını kendi ülkelerinde sürdürdükleri bilinmektedir. Bu durumlara karşı tedbirler alınmalıdır.

3. Komşu ülkelerin (gazete, dergi ve radyo) yayınları ile yaptıkları propaganda çalışmalarına karşı siyasî yönden uyarılar yapılmalıdır.

D. Ekonomik Çözüm Önerileri

1. Daima nerede iş görmek, gelir elde etmek istiyorsak orada nüfusu toplamaya çalışmalıyız.

2. "Doğu illerinde iki türlü iş vardır; birisi sapan demiri, diğeri de hançerdir. Sapan demiri alın terine mükâfat vermediğinden dolayı herkes hayatını kazanmak için hançere müracaat ediyor." görüşünü yıkmak maksadıyla iş sahaları yaratmak zorunlu bir hâle gelmektedir:

a. Örnek tarım ve hayvancılık çiftliklerini kurmak,

b. Küçük organize sanayi siteleri oluşturmak,

c. Sınır ticaretini yaygınlaştırmak,

d. Kamu kuruluşlarının bir kısmını doğu bölgelerine kaydırarak iş sahaları açmak gereklidir.

3.  Doğu vilayetlerimizdeki halk, devletin getirdiği yükümlülüklere gücü ölçüsünde katılmalı, ancak devletin nimetinden de eşit ölçüde faydalanmalıdır. Buna göre yapılacak yatırımlar, tesisler, hizmetler vilâyetlerden elde edilen gelirlere göre değil, ihtiyaçlara göre belirlenmelidir.

4. Asayiş için, eğitimin yaygınlaşması için, her türlü hizmetin götürülebilmesi için yol yapımlarına önem verilmelidir.

a. Batı ile doğu vilâyetlerimizi birbirine bağlayacak olan bir ana demiryolu hattı inşa edilmelidir.

b. Doğu bölgemizde üretilen ürünler belli merkezlerde toplanmalı, bu merkezler de demir yolları ile birbirlerine bağlanmalıdır.

c.  Demir yolları; Trabzon, Samsun, Mersin vb. limanlarla bağlantılı olarak yapılmalıdır.

d.  Geniş kara yolları yapılarak, yerleşim birimleri birbirlerine bağlanmalıdır.

e. İran, Irak, Suriye vb. komşu ülkelerle bağlantılı yollar inşa edilmelidir.

f. Bölgenin maden kaynaklarının işletilmesi ve nakledilmesinde de büyük ölçüde demir yollarından yararlanılmalıdır.

5. Doğu vilâyetlerimizde çok miktarda hayvan yetiştirilmektedir. Bu üretimin değerlendirilebilmesi için tesisler ve pazarlama imkânları yaratılmalıdır.

a. Et kombina tesisleri yapılmalıdır.

b. Yün ve yapağı işleme tesisleri desteklenmelidir.

c. Süt ve süt ürünleri tesisleri belirli merkezlerde toplanmalıdır.

d. Komşu ülkelerle ve dış ülkelerde pazarlama imkânları sağlanmalıdır.

6. Bölgenin coğrafî durumu, toprak yapısı incelenerek; iklim, su, toprak verimi bakımlarından tarım bölgeleri oluşturulmalıdır. Bu ayrılan yerlerde uygun ürünlerin yetiştirilmesi teşvik edilmelidir. Özellikle; şeker pancarı, patates, tütün, fıstık, kayısı vb.

ürünler için tarım merkezleri oluşturulmalıdır.

7. Erzurum ve civarının et ticareti desteklenmelidir.

8. Bölge halkının çiftlik ve hayvancılıkla uğraşanlarına iş vasıtaları ve tesisleri için kredi imkânları sağlanmalıdır.

9. Köylü hukukunun korunması ve ticaretin kolaylığı için şehirlerde tarım borsaları kurulmalıdır. (Tiftik, yapağı, zahire borsaları gibi.)

10.  Bölgenin petrol kaynakları araştırılarak, işletilmesi sağlanmalıdır.

11. Ormandan yoksun yerleşim birimlerinin yakacak odun ve kömür ihtiyaçları zamanında ve taksitle temin edilmelidir.

12. Sanayi politikası uzun ve kısa vadelerde gerçekleştirilebilecek şekilde tespit edilerek uygulanmalıdır.

13. Halktan ve sanayicilerden alınan vergiler, her fırsattan istifade edilerek indirilmelidir.

E. Sağlıkla İlgili Çözüm Önerileri

1. Her ilde birer numune hastaha-nesi kurulmalıdır.

2. Trahom, sıtma, tüberküloz, guatr, cüzzam, frengi gibi yaygın hastalıklara karşı uygun yerlerde dispanserler açılmalıdır. Burada tedavisi yapılan hastaların sürekli takipleri de yapılmalıdır.

3. Çocuk hastalıkları ve ölümlerinin önüne geçebilmek için, hamilelik ve üç yaşına kadar çocuk bakımı adında bir broşür bastırılarak yöre halkına ücretsiz olarak dağıtılmalıdır.

4.  Köylerde doğum yardımlarını temin edecek köy ebeleri yetiştirilmelidir.

5. Köy sağlık koruyucusu yetiştirilerek, görevlendirilmelidir.

6. İçme sularının kapalı yollardan getirilmesi sağlanmalıdır.

7. Genel ve özel tuvaletler yaptırılarak, üstleri kapatılmalıdır.

F. Askerî Çözüm Önerileri

1. Dağınık yerleşim birimlerini birleştirmek ve böylece saldırılara karşı kuvvetle savunulmalarına imkân sağlanmalıdır.

2. Jandarma görevlilerinin maaş ve bütçeleri arttırılmalı, jandarmalar askerlik hizmetini yapan kişiler değil, bu işe özgü olarak yetiştirilmelidir.

3. Jandarma ve oluşturulacak özel güvenlik güçleri, şimdiye kadar girmedikleri yerlere kadar sokularak, devlet otoritesini kanunlar dâhilinde yerleştirmelidir.

III. BÖLÜCÜLÜKLE MÜCADELEDE GÜNÜMÜZDE ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER

ATATÜRK döneminde bölücülükle yapılan mücadeleleri ve öngörülen çözüm önerilerini dikkate aldığımızda günümüzde de alınması gereken tedbirler vardır.

ATATÜRK döneminin verileri ve ışığında günümüzde yapılması gerekenler şunlardır:

1. Devletin güvenlik ve istihbarat kuruluşlarının bölücülükle ve dış ülkelerdeki destekçileriyle mücadele metotları hakkında sağlam bilgilere sahip, iyi yetişmiş, uzman elemanlar ve modem teknolojik imkânlar ile donatılmış olmaları şarttır.

2. Anarşi, terör ve bölücülükle mücadelede kesin sonuçlar, psikolojik savaş ve propaganda alanındaki başarılı çalışmalarla sağlanabilir.

3.  Güvenlik kuruluşlarımızın günün şart ve ihtiyaçlarına göre yeniden organize edilerek güçlendirilmesi ve mükemmel bir iş birliği teşkilâtının kurulması gerekmektedir.

4. Bölücülükle mücadele için alınacak sağlam ve etkili tedbirler konusunda her şeyden önce TBMM'de ortak görüş ve birlik sağlanması şarttır.

5. Siyasî partiler ikna edilmediği ve aralarında görüş ve güç birliği sağlanmadığı sürece bölücülüğe karşı etkili tedbirler alınamaz, ciddî mücadele yapılamaz. Siyasî parti lider ve yöneticileri olayların yarattığı heyecan ve duygular içerisinde vatandaşlarımızı kamplara ve düşmanlıklara iten aşırı tahrik ve suçlamalardan kesinlikle kaçınmalıdır.

6. Adalet mekanizmasının düzenli ve sür'atli hareket etmesi ve yargıdaki gecikmelerin önlenmesi gerekmektedir.

7. Köy ve mezraa gibi küçük ve dağınık yerleşim birimlerinde halkın güvenlik güçlerine güvenini artıracak önlemler alınmalıdır. Teröre muhatap bölge halkı genelde "Devletin şefkati var, eşkıyanın yok" anlayışıyla teröristi ihbar etmekten çekinmekte ve korkusundan yataklı ve yardım bile yapmaktadır. Bunun önlenmesi için terörist taktiklerini iyi bilen özel güvenlik güçlerinin bölgede istihdamına ihtiyaç vardır. Özel güvenlik güçleri olayın çıkmasından itibaren değil, çıkmadan duruma el koyabilecek bir yapıya kavuşturulmalıdır.

8. Sınırlardaki karakolların güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca bu sınırlardaki karakolların bir diğer özelliği de sınır ötesinden yapılabilecek bir saldırıya yapıldığı yer-

den karşılık verebilmesi olmalıdır. Bu sınır karakolları aynı zamanda kaçakçılık konusunda önleyici bir engel teşkil etmelidir.

9. Hassas bölgelerde görevlendirilecek olan güvenlik güçlerinin, komutan ve idarecilerin, bilgili, atılgan, güçlü bir kişiliğe, maddî ve manevî olarak da kuvvetli bir yapıya sahip olmaları eğitim ve psikolojik teknikler yoluyla sağlanmalıdır.

10.  Özellikle köylerde ve diğer yerleşim yerlerinde vatandaşı devlete ısındıran, güven veren, saygı duyan bir yapıya kavuşturmak için etki ve propaganda gücü olan insanlardan yararlanılmalıdır. Bunlar öğretmen, imam ve komutan olarak büyük bir sempati yaratabilirler. 1939-1959 yılları arasında Elazığ, Tunceli ve Bingöl bölgesinde büyük bir fedakârlıkla görev yapan idealist öğretmen Sıdıka Avar'ın anıları "Dağ Çiçeklerim" adlı kitaptan öğrenilerek örnek dersler çıkarılmalıdır.

11. Anarşi ve terörün uygun ortam bulabileceği alan eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılamadığı yerdir. Öyleyse ne pahasına olursa olsun okullar açık tutulmalı ve öğretmensiz bırakılmamalıdır. Bunun için hiçbir maddî ve manevî teşvikten kaçınılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki en etkili silâh eğitimdir.

12.  Ağalık, şeyhlik, seyitlik gibi sosyal yapılanmalar yıkılmalı, aşiret duygusuna son verilmelidir. Bölge insanı devletin herkesle aynı şartlara sahip bir vatandaşı olduğuna kendini inandırmalıdır.

13. Bölge halkına GAP'ın kazandıracağı imkânlar iyi bir şekilde anlatılmalı bunun kendisinin ve çocuğu-

nun geleceği için iyi sonuçlar doğuracağı gösterilmelidir. Her köyün ileri gelenlerinden birkaç kişisinin helikopterlerle GAP bölgesini gezmeleri, görmeleri sağlanmalıdır.

14.  Devlet uzun vadeli bir tedbir olarak Van'ın ve Elazığ'ın güneyinde, sağlayacağı büyük imkân ve teşviklerle en az ikişer milyonluk iki ayrı megapol=şehir kurmalıdır. Bu bölgeler civar bölgeler için çekim merkezi olmalıdır. Kırsal kültür şehir kültürüne dönüştürülmelidir.

15. Televizyon yayınları halkın ilgisini çekebilecek bir şekle kavuşturularak en ücra köşeye kadar ulaştırıla-

ı  bilmelidir.

16. Van 100. Yıl, Diyarbakır Dicle, ; Elazığ Fırat vb. bölgedeki üniversiteli ler tarafından yöre halkına yönelik ;\ olarak sosyal, kültürel, ekonomik ve

tarihî çalışmalar yapılmalıdır.

17. Bölgede görev yapacak olan P'Vali, emniyet müdürü, kaymakam ve

komutan gibi üst düzey yöneticiler \r,özel bir eğitimden geçirilmelidirler. Ç ünkü onların başarısı devletin başa-sı olacaktır.

18. Aynı şekilde polis, subay-ast-.  Subay, öğretmen, imam, doktor gibi

kişilerin de bölgeye göreve gitmeden önce özel bir eğitime tâbi tutulmasında yarar vardır. Bölge insanı bu kişileri devletle özdeşleştirmektedir. Yani bir teğmen bir başçavuş onlar için devlettir. Öyleyse bu kişilerin başarısı veya başarısızlığı devletin başarısı veya başarısızlığı olarak görülecektir.

19. Bütün bu yapılması gerekenlerin organizasyonu ve gerçekleştirilebilmesi için güvenlik akademisi veya araştırma enstitüsü niteliğinde bir kuruluşa ihtiyaç vardır. Bu kuruluşta her konunun uzmanı kişiler bulunmalı ve her konuda ihtiyaçları karşılanmalıdır.

20. Bu konuda başta hükümete ve muhalefet partilerine ağır görev ve sorumluluklar düşmektedir. Devletin varlığı ve bütünlüğü esas olduğuna göre, siyasî partilerimizin millî şuur ve uyanıklığı içerisinde hareket etmeleri ve iş birliği yapmaları, millî arzu olduğu kadar, tarihî görev ve sorumluluklarının da gereğidir.

Kısacası anarşi, terör ve bölücülükle mücadelede devlet-millet ve fert üçgeni kurulmalıdır. Devlet gerekli tedbirleri hiç eksiksiz ve sür'atle almalı, millet inanarak desteklemeli ve fert de cesaretle uygulamalıdır.

 

(1)  Birinci Umum Müfettiş Avni Doğan'ın 1 İlkkanun 1943 tarihli Raporu, s.23-32. Martin Van Bruinessen; Ağa Şeyh ve Devlet, Ankara , 1992, s.364-372.

(2)   A. Çay; Her Yönüyle Kürt Dosyası, Ankara, 1993, s. 23-24 ve 331-339.

(3)   S.Akgül; "Paris Konferansından Sevr'e Türkiye'nin Paylaşılması Meselesi", Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, c.VIII, Sayı 23, Mart 1992, s.392.

(4)   Çay; s.379.

(5)   V.Şadillili: Türkiye'de Kürtçülük Hareketleri ve İsyanlar I, Ankara, 1980, s. 148.

(6)   H.Ertuna; Türk İstiklâl Harbi,  İstiklâl Harbi'nde Ayaklanmalar, c.VI, Ankara, Gnkur.Basım Evi, 1974, s.40-42.

(7)   Çay; s.384.

(8)   N.Sevgeni; "Yakın Tarihin Esrarlı Örtülü Hadiseleri ve Koçgirili Alişir". Tarih Dünyası, Yıl 1, Sayı Q, 15 Ocak 1950, s.377-381 ve 395.

(9)   a.g.m.; s.378.

(10)   S.Tansel: Mondros'tan Mudanya'ya Kadar, c.lV, Ankara, 1978, s.87.

(11)   M. Balcı oğlu; Belgelerle Millî Mücadelede Ayaklanma Hareketleri ve Merkez Ordusu, Ankara, 1991.

(12)   İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü; Kürtçülük Doğu Mitingleri ve İçyüzü adlı rapor Ankara (T.y). s. 12. Genelkurmay Başkanlığı; Doğu Bölgesindeki Geçmiş İsyanlar ve Alınan Dersler, Ankara, 1946, s. 16.

(13)   İçişleri Bakanlığı; Adı geçen rapor, a.g.e.; s. 13.

(14)   Bk. Y.Kafafat; Şark Meselesi Işığında Şeyh Sait Olayı, Karakteri, Dönemindeki İç ve Dış Olaylar, Ankara, 1992.

(15)  Akgül; "Şeyh Sait İsyanını Etkileyen Sebepler", Kara Harp Okulu Dergisi. Sayı 1, Ankara. 1994. s.56

(16)   İçişleri Bakanlığı; a.g.r, s. 13.

(17)   a.g.r., s. 13 ve Genelkurmay Başkanlığı, Doğu Bölgesindeki... s. 16.

(18)   a.g.r.; s.13.

(19)   a.g.r.; s.13.

(20)   a.g.r., $.14.

(21)   a.g. r.; s. 14. E. Karaca; Ağrı Eteklerindeki A teş, İstanbul, 1991. s. 16.

(22)   İçişleri Bakanlığı; a.g.r., s. 14.

(23)   Şadillili; s. 123.

(24)   R.Hallı: Türkiye Cumhuriyeti'nde Ayaklanmalar (1924-1938), Genelkurmay, Ankara, 1972, s.175-190.

(25)   TC.Dahiliye Vekaleti Jandarma Umum Kumandanlığı; Dersim, Ankara. (19327), s.176.

(26)   İçişleri Bakanlığı; a.g.r, s. 14-15.

(27)   a.g.r; s. 15. Karaca; s. 18 vd.

(28)   a.g.r; s. 15. Gnkur. Başkanlığı; Doğu..., s. 17.

(29)   a.g.r.; s.15.

(30)   a.g.r.; s. 15. Karaca; s.28 vd.

(31)   a.g.r.; s.16.

(32)   a.g.r.; s.16.

(33)   T C. Dahiliye Vekaleti Jandarma Umum Kumandanlığı; a.g. e.; s. 179.

(34)   Halli; s. 350.

(35)   a.g.e.; s.353-355.

(36)   İçişleri Bakanlığı; a.g.r., s.16.

(37)   a.g.r.;s.16.

(38)   a.g.r.;s.17.

(39)   a.g.r.;s.17.

(40)   a.g.r.;s.17.

(41)  Akgül; Yakın Tarihimizde Dersim İsyanları ve ter; İstanbul, 1992, s. 123-160.